28 Haziran 2013 Cuma

Tatil Alışverişinizi Hasuta.com’dan Yapın

Yaz geldi ve tatil planları yapılmaya başlandı. Bir taraftan tatil öncesi işleri organize etme çabası, bir taraftan rezervasyon telaşı derken tatil alışverişine zaman ayıramayacağınızı düşünenlerdenseniz size bir önerim var. Hasuta ile tanışın!

 

hasuta

 

 

Hasuta İle 5 Dakikada Alışveriş

 

Söz konusu kılık kıyafet alışverişi olduğunda saatler harcandığını göz önünde bulundurursak, Hasuta’nın 5 dakikada alışveriş vaadi mucize gibi geliyor.

 

Gerçekten de  deniz kıyafetleri, iç giyim, alt giyim, üst giyim, takım giyim, aksesuar ve ev tekstili kategorilerinde; bikini, mayo, mayokini, şort, haşema, sütyen, külot, pijama, body, gecelik,kapri, tişört, eşofman takımı, plaj havlusu başta olmak üzere pek çok ürüne kullanımı kolay arayüzü sayesinde kolayca ulaşabiliyor ve alış verişinizi 5 dakikada tamamlayabiliyorsunuz.

 

 

Hasuta İle Hızlı, Ekonomik Ve Güvenli Alışveriş

 

İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde, insanların kafasında oluşan en büyük soru işareti güvenlik ve gönderim süresidir. Hasuta bu konuda çok iddialı ve kullanıcılarına büyük avantajlar sunuyor. Hasuta.com üzerinden yapacağınız alışverişlerde satın aldığınız ürün aynı gün kargoya veriliyor ve 5.90 TL sabit kargo ücreti alınıyor. Paypal ile ödeme seçeneği de bulunan Hasuta.com’da gizli gönderim özelliği sayesinde satın aldığınız ürünün kargo paketi üzerinde ürüne ait yazı veya resim bulunmaz.

 

 

Hasuta Ve Blog

 

Gizli gönderim, aynı gün kargo ve sabit kargo ücreti özellikleriyle dikkat çeken Hasuta.com’un ziyaretçileriyle iletişim kurduğu ve ürünler hakkında bilgi verdiği bir de blogu var. 

Henüz geliştirme aşamasında Hasuta Blog, zamanla (benim de desteğimle) ürün seçiminizde size çok faydalı olacak bilgilerin verileceği, profesyonel görünüme ve içeriğe sahip blog olacak.

 

 

Blog Hocam Okuyucularına Özel İndirim Fırsatı

 

Sıcakların  bastırdığı şu günlerde siz de Hasuta.com’u ziyaret ederek birbirinden kaliteli ürünlere göz atın ve hızlı alışveriş keyfini yaşayın. Üstelik Blog Hocam okuyucularına %10 indirimden faydalanabilirsiniz. 

 

- %10 indirim için hediye çeki kodu olarak bloghocam yazmanız yeterli.

- Hediye kuponun alt limiti yoktur ve 31.07.2013 tarihine kadar geçerlidir.

 

Herkese iyi tatiller, iyi alışverişler!

Blog Yazarlarının Çileden Çıktığı Anlar

Blogların ve blog yazarlığının neden bu kadar popüler olduğunu sorguladığım yazıda farklı bir şeyler denemek istemiştim. Amacım konuyu sosyal medya hesaplarımı takip eden blogcu arkadaşlara da sorarak yazıya onların fikirlerini de eklemekti. Yani bir nevi imece post :) Sağolsunlar ilgi gösterdiler ve ortaya keyifli bir yaz yazı çıktı. Bunun üzerine bu imece usulü çalışmaya devam etmek istedim. Bu kez konumuz blog yazarının çileden çıktığı anlar…

 

Blog yazarlığının ne kadar keyifli bir uğraş olduğu konusunda hiçbirimizin şüphesi yok. Ancak ne kadar keyifli olsa da hepimiz zaman zaman keyfmizi kaçıracak, sinirlerimizi bozacak, moral ve motivasyonumuzu düşürecek hatta bizi çileden çıkaracak olaylarla karşılaşıyoruz. İşte bu olayları sosyal medyadaki hesaplarımı takip eden blogculara sordum ve gelen cevaplara kendi yorumlarımı da ekleyerek böyle bir yazı ortaya çıkardım.

 

sinirli

 

 

Yorumlar… Yorumlar… Yorumlar….

 

Blog yazarlarını çileden çıkaran olaylarla ilgili yazılan düşüncülerde en çok üzerinde durulan konu tahmin ettiğim gibi  yorumlar oldu. Gürkan Bilgisu, Arzu Batur ve @herbihalt yazıyla hiç bir ilgisi olmayan, tutarsız, küfürlü, yazıyı dahi okumadan yapılan yorumların kendilerini çileden çıkardığını söylerken Hakan Çolak ve evde yazar reklam amaçlı, link içeren yorumların kendilerini sinirlendirdiğini belirttiler.

Bu yorum konusu ile ilgli tespit, sitem ve öneri içeren detaylı bir yazı yazdığım için buraya bir ekleme yapmayacağım. Yorumlarla ilgili içimi döktüğüm yazıyı bekleyin lütfen.

 

 

Emeğe Saygı Lütfen!

 

Elimden geldiğince belli bir kalitede içerik üretmeye çalışan bir blogcu olarak bu şekilde emek ve zaman harcayarak okuyucuları için içerik üreten blogculara saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hasan Ekşi ve Ruhsuz Atmaca da harcanan emeğin hiçe sayılarak art niyetli tepkiler gelmesinin ve haksız eleştiriler yapılmasını çok üzücü olduğunu düşünüyorlar.

 

Benzer şekilde Furkan Özden de yazılarında bir kusur aranmasının kendisini üzdüğünü yazdı. Düşünsenize bir konu hakkında 10 tane bilgi vermişsiniz bunların 9’u doğru ve aralarından birinde küçük bir hata var. Art niyetli okuyucu da bu hatayı cımbızla çekiyor ve bunu afişe ederek yazarı zor duruma düşürmeye çalışıyor. Gerçekten çok sinir bozucu.

 

 

Değerler, Sıralamalar, İstatistikler

 

Bazı blogcular Pagerank, Alexa ve trafik değerlerini her gün kontrol ederek bu olayı takıntı haline getirebiliyorlar. Mehmet Öztürk de Alexa sıralamasındaki anlamsız değişmelerin çok sinir bozucu olduğu yazmış.

 

Bu işie kafayı fazlaca takıp çeşitli grupların ve değer arttırmaya yönelik yapay yöntemlerin peşinde koşanlar olduğunu çok iyi biliyyorum.  Blog Hocam’ın Alexa sıralamsını çok takip eden biri olmadığım bu konu beni çok rahatsız etmiyor açıkçası : ) Size de önerim bu işlere fazla takılmamanız.

 

 

Tema Seçimi Ve Düzenlenmesi

 

Blogcular için ihtiyaçlarını karşılayacak, zevkine hitap edecek birtema seçmek ve uzun süre aynı temayı kullanmak nerdeyse imkansız. Bu yüzden her geçen gün birbirinden farklı özelliklerde ve tasarımlarda blogger temaları paylaşılıyor.

 

Blogcuları çileden çıkaran şey ise zar zor seçilen bir temanın düzenlenmesi aşamasına çıkan küçük problemler ve bu küçük problemleri düzelteyim derken tüm temanın berbat edilmesi olması gerek. Mehmet Bahadır Durmaz da bu konuya değinmiş. Blogu için tema seçerken ve seçtiği bir temayı yeniden düzenlerken yaşadığı sıkıntıların kendisini çileden çıkardığını yazmış.

 

 

İçerik Hırsızlığı Ve İletişim Formu İle Gönderilen Mesajlar

 

Gelelim bu yazılanlar dışında beni çileden çıkaran durumlara.

 

Benim için en sinir bozucu şeylerden biri saatlerce uğraşarak oluşturduğum içeriklerin başkaları tarfından çalınmasıdır. Açıkçası bu konuda hiç yorum yazılmamasına şaşırdım. Sanırım artık alışıyoruz bu duruma :)

 

Sinirimi bozan diğer bir olay da iletişim formu aracılığıyla gönderilen spam, saçma ve gereksiz mseajlar. İletişim sayfamın başına “sağlıklı bir iletişim için formu eksiksiz doldurun” yazmama rağmen gelen mesajların yarısı eksik.

 

 

Aslında misafir blogculuk, taklitçilik, sosyal medya ve daha pek çok konuda çileden çıktığım anlar oluyor fakat yazıyı çok uzatmamak adına burda kesiyorum. Yaptıkları yorumlarla bu yazının oluşmasına katkı sağlayan arkadaşlara bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu tür imece yazıların devamı gelecek. Önümüzdeki yazılara siz de katkıda bulunmak isterseniz Blog Hocam’ın Facebook ve Twitter hesapları ile benim Google+ profilimi takip edebilirsiniz.

26 Haziran 2013 Çarşamba

Blogların %90’ı Başarısız Oluyor

Günümüzde, dijital ortamda içerik oluşturup yaymanın en kolay yolu blog yazmak olduğu için, blog dünyasına her geçen gün yeni bloglar ekleniyor.

 

Bazıları ne kadar şık giyindiklerini gösteriyor, bazıları mutfaktaki ne kadar hünerli olduğunu ıspatlıyor, bazıları Pucca gibi bir üne kavuşarak gazetede bir köşe kapmayı hayal ediyor, bazıları da satış yaparak veya reklam alarak para kazanmanın peşine düşüyorlar.

 

Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz fakat bilinmesi gereken bir gerçek var ki amacı ne olursa olsun oluşturulan bu blogların %90’ı başarısız olarak kendi haline bırakılıyor ya da kaptılıyor.

 

Blogların %90’ı Başarısız Oluyor

 

Blog Hocam’ın içeriği ve misyonundan dolayı çok sayıda blog yazarıyla tanışıyorum, fikir alış verişinde bulunuyorum. Bunların arasında yeni blg oluşturacaklar veya oluşturmayı düşününler de oluyor. Açıkçası blogu yazacak kişiyi biraz tanıdıktan sonra oluşturacağı blogun bbaşarılı olup olmayacağı hakkında bir kanaat sahibi  oluyorum. (Bu kanaatimi asla karşımdakine söylemiyorum elbette) Çoğunda da yanılmadığımı söyleyebilirim.

 

Hiç düşündünüz mü açılan blogların %90’ı neden başarısız oluyor diye? Benim bu konuda bazı tespitlerim var.

 

 

Bilgi Veya Tutku Eksikliği

 

En sık karşılaştığım soruların başında “şu konu tutar mı?” veya “hangi konuda blog yazsam tutar?” şeklinde sorular geliyor. Asıl hata da tam olarak burada başlıyor. Örneğin Blog Hocam’ın popüler bir blog olduğunu görenler blog yazarlığı konusunda yeterli bilgisi ve bu konu hakkında yazma hevesi olmadan blog oluşturuyorlar. Bu şekilde yazmaya çalıştığı konu hakında bilgi ve tutku eksikliği olan kişiler hem içerik üretme, hem de fark yaratma noktasında tıkandıkları için başarısızlık kaçınılmaz oluyor.

 

 

İlgisizlik

 

Aslında bu sebep kişinin çok da elinde olan bir şey değil. Blog yazma hevesiyle yanıp tutuşan bir insan, yazdığı konuda çok bilgili olsa, anlatımı ve yazı tonu kusursuz olsa bile bloguna yeteri kadar vakit ayıramıyorsa o blogun da başarılı olmasını beklemek zor olur. Belki de sektörlerindeki öncü kişilerin blog yazmak yerine Twitter kullanmayı tercih etmeleri bu yüzdendir. 

 

İş hayatı veya okul  hayatı yoğun olan blog yazarları iyi bir planlama yapar ve zaman yönetimi konusunda kendilerini geliştirirlerse blog yazmaya da vakit ayırabileceklerini düşünüyorum. En canlı örneği şu an bu yazı yazıyor : )

 

 

İlk Günden Para Kazanma Hayali

 

Blog yazarak para kazanmak elbette hayal değil fakat hiç bir emek harcamadan ve bu uğurda bir şeyler yapmadan reklam tekliflerinin gelmesini veya affiliate satışlarının gerçekleşmesini beklemek çok ütopik olur.

 

Blog yazarak para kazanmayı da gerçek hayattaki yatırımlar gibi düşünün. Belli bir sermaye ile küçük bir işletme kurarsınız. Zamanla o işletmenizin hizmet kalitesini arttırır, pazarlama faaliyetlerini yapar ve marka değerini yükseğe çıkarırsınız. Blogları da böyle düşünmek gerekiyor. Bir değer yaratmadan gelir beklemek hayal olur.

 

 

Sıradanlık

 

Her geçen gün onlarca yeni blogun eklendiği blogosferde sizinle aynı konuda yayın yapan onlarca hatta yüzlerce blog olabilir. Eğer bir şekilde fark yaratamaz ve ziyaretçinin dikkatini çekemezseniz başarısızlık kaçınılmazdır.

 

Bazen orijinal bir tema, bazen sıradışı bir içerik, bazen de kendine özgü hitap gücü blogunuzun fark edilmesine yardımcı olur.

 

 

Bunlar blogların %90’ının neden başarısız olduğu konusunda benim tespitlerimdi. Elbette daha çok sebep eklenebilir fakat en sık karşılaştıklarım bunlar. Eğer yeni blog oluşturma gibi bir düşünceniz varsa veya blogunuzu yeni oluşturduysanız bu yazıda yazdıklarımı dikkate almanızı öneririm.

 

Herkese bol şans ve keyifli bloglar!

24 Haziran 2013 Pazartesi

Karne hediyesi bahane, ailece eğlenmek şahane!

Türk Telekom’lu aileler, çocuklarının zorlu ve yoğun bir yılı geride bırakmasını ailece eğlenerek kutluyor. Çünkü XBOX 360 Türk Telekom abonelerine özel fiyatlarla onları bayilerde bekliyor.

Tüm dünyayı kasıp kavuran XBOX 360 oyun konsolu, 31 Ekim 2013 tarihine kadar yapacağınız başvurular için ayda yalnızca 34 TL’den başlayan taksitlerle Türk Telekom ofis ve bayilerinde sizleri bekliyor. Üstelik tüm beden hareketlerinizi algılayarak konsolu ve oyunları kontrol etmenizi sağlayan Kinect’in yanında Disneyland, Adventures ve PES 2013 oyunları hediyesiyle.

turk-telekom-xbox

Siz de karne hediyesini paylaşmaya niyetli Türk Telekom’lulardansanız, hem çocuğunuzu hem de bütçenizi sevindirecek bu müthiş fırsatı kaçırmayın.

Türk Telekom XBOX 360 kampanyasıyla ilgili detaylı bilgi için tıklayınız.

www.facebook.com/TurkTelekom
https://twitter.com/Turk_Telekom

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Etikete Özel Resimli Son Yazılar Eklentisi

Bazı blogların sidebarında “Son Yazılar” eklentisini görmüşsünüzdür. Bu  bölümde bloglarındaki son X yazıyı gösterirler. Ben bu güne kadar böyle bir eklenti ne kullandım, ne de paylaştım. Bunun nedeni zaten blogun ana sayfasında son X yazının gösteriliyor olmasıydı.

 

Fakat bu yazıda paylaşacağım son yazılar eklentisinin başlıktan da anlayacağınız gibi farklı ve güzel bir özelliği var. Belli bir etikete ait son X yazıyı bogunuzun sidebarında gösterebiliyorsunuz.

 

Blogger Etikete Özel Resimli Son Yazılar Eklentisi

 

Blogger’da etikete özel resimli son yazılar eklentisini blogunuza eklemek için aşağıdaki kodları kendinize göre düzenleikten sonra Blogger kumanda panelinde Yerleşim > Gadget Ekle > HTML/JavaScript gadget yolunu izleyerek pencereye yapıştırmanız yeterli olacaktır.

 

<link rel="stylesheet" type="text/css" href="https://dl.dropboxusercontent.com/u/60346665/bh-son-yazilar-css.css" />  <script src="https://dl.dropboxusercontent.com/u/60346665/bh-son-yazilar.js"></script>  <script type='text/javascript'>var numposts = 5;var showpostthumbnails = true;var displaymore = false;var displayseparator = true;var showcommentnum = false;var showpostdate = false;var showpostsummary = true;var numchars = 100;</script>   <script type="text/javascript" src="http://bloghocam.blogspot.com/feeds/posts/default/-/Misafir Yazılar?published&alt=json-in-script&callback=labelthumbs"></script>

 

Düzenlemeniz gereken yerler ve ayarlar:

  • numpost = Kaç adet yazının gösterileceğini belirler. En fazla 25 yazı görüntülenir.
  • showpostthumbnails = Resimlerin gösterilip gösterilmeyeceğini belirler. Kapatmak için true yerine false yazabilirsiniz.
  • displaymore = “Devamı” linkinin gösterilip gösterilmeyeceğini belirler. Açmak için false yerine true yazabilirsiniz.
  • showpostdate = Yazı tarihlerinin gösterilip gösterilmeyeceğini belirler. Açmak için false yerine true yazabilirsiniz.
  • showpostsummary = Yazının bir kısmının gösterilip gösterilmeyeceğini belirler. Kapatmak için true yerine false yazabilirsiniz.
  • numchars = Eğer yazının bir kısmını görüntüleme açıksa ilk kaç karakterin gösterileceğini belirler.
  • bloghocam.blogspot.com = Buraya kendi blog adresinizi yazın.
  • Misafir Yazılar = Buraya etiket ismini yazın. Ben misafir yazılar etiketindeki son yazıları göstermek için etiket olarak “Misafir Yazılar” yazdım.

 

Alt taraftaki paylaşım butonlarını kullanarak bu yazıyı sosyal ağlarda paylaşırsanız sevinirim. Herkese keyifli bloglar!

21 Haziran 2013 Cuma

Saygı Günenç İle Blogların Kariyere Etkilerini Konuştum

Blogların kariyer üzerinde etkilerine ve yeni kariyer fırsatları yarattığına dair görüşlerim daha önce defalarca paylaşmıştım.  Hatta insanlra yardımcı olmak, bidiklerimi paylaşmak ve yazma isteğimi tatmin etmek için oluşturduğum bu blog sayesinde bile pek çok iş fırsatı ve teklifiyle karşılaştım.

 

Uzun zamandır bir insan kaynakları uzmamnıyla bu konu hakkında görüşmek, sohbet etmek istiyordum akat fırsat bulamamıştım. Geçtiğimiz günlerde iletişim formu aracılığıyla bana bir soru soran Saygı Hanım’ın blogunu incelediğimde beklediğim fırsatla karşılaştığımı düşündüm. Kendisi de sağolsun beni kırmadı ve söyleşi teklifimi henen kabul etti.

 

Saygı Gönenç

 

İşte blog yazarlığı ve blogların kariyere, işe alım sürecine ve iş hayatına etkileri üzerine yaptığımız kısa söyleşiden kalanlar…

 

Merhaba Saygı Hanım. Söyleşi teklifimi kanbul ettiğiniz için teşekkür ederim. Öncelikle sizi okuyucalara tanıtmak istiyorum. Kısaca kendinizden bahsedebilirmisiniz?

 

Sizinle bu röportajı yapmaktan son derece mutlu olduğumu belirterek başlamak istiyorum.

İşletme Fakültesi mezunuyum. Uzun yıllar bir kitabevinin koordinatörlüğünü yaptıktan sonra, bir işletmenin insan kaynağının ne kadar önemli olduğunu anladım ve bu alana yöneldim. İnsan Kaynakları yetkilisi olarak mesleğimin beşinci yılındayım. Hani tırnaklarımla geldim derler ya, işte öyle benim hikayemde. Antalya ve hinterlantında sektörün ilk İK departmanını oluşturdum. Zorlu bir dönemde, sağlam temeller atarak, bir çok konuda eğitimler aldım. İK süreçlerinin uygulanmasının yanı sıra, heybeme biriktirdiğim mesleki tecrübeler, uzun soluklu kişisel gelişim eğitimleri ve mesleki eğitimlerle; şirket içinde kurulan akademinin doğal öğretmeni oldum. Şirket eğitim danışmanı ile birlikte ortalama 500 çalışanın, kişisel gelişim ve mesleki eğitimlerini vermeye hala devam ediyoruz.

 

İK ve kişisel gelişim konularında yazıları yazdığınız bir blogunuz var. Bu blogu oluşturmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz? 

 

24 Nisan 2013 de İK’ya dair her şey… adıyla blogumu başlattım. Sanırım geç bile kaldım. İnanıyorum ki bilgi paylaşılmadıkça bir şey ifade etmez. Deneyimlerinizi, kazanımlarınızı paylaşmak hem sizi hem de çevrenizi güçlendirir. Kısaca bunun, hem insani hem de mesleki olarak bir görev olduğunu düşünüyorum. Modern,fütürist, inovatif bir İnsan Kaynakları yetkilisinin de teknolojiyi kullanmaması düşünülemez. Kısa bir araştırma ve planlamadan sonra bir kaç günlük süreçte blogumu açtım. Bugün çok beğendiğim paylaşımlarımla ilgili, ilerleyen süreçde, “ne kadar da acemice” diye düşündüğüm an iyi bir blogcu olacağıma inanıyorum.

 

İşe alım sürecinde kişisel blogların rolü nedir? Bloglar kişinin yetenek ve deneyimleri ile ilgili portföy olarak kullanılabilir mi? İnsanların uzman oldukları konuda blog yazmalarının kariyerlerine katkı sağladığını düşünüyor musunuz?

 

Hayat bir sunumdur! Blogunuz ise bir çok konuda, tecrübelerinizi, başarılarınızı paylaşabileceğiniz, mesleki yetkinliklerinizi sunabileceğiniz mükemmel bir alan. Emek harcanmış ve önemsenen bir blog, kariyerinizle ilgili bir görüşmede, söylemlerinize görsel destek olacaktır. Sanal ortamda kuracağınız bu kütüphane, işe alımcının hakkınızda ki fikirlerini olumlu yönde fazlasıyla etkileyecektir. Ayrıca blogla ilgili çalışmalar yaparken, araştırmanın size katacağı katkı da yadsınamaz.

 

CV’lerde blog veya Facebook, Twitter gibi sosyal ağ profillerinin yazılmasına İK profesyonellerin bakışı nedir? Modern bir CV'de blogların ve sosyal ağların yeri var mıdır?

 

Sosyal cv’ler artık hayatımızda. Bir çok firma klasik özgeçmişin yanı sıra sosyal cv’ler oluşturmanız için imkan da sağlıyor. Bu konu meslektaşlarımın arasında da oldukça tartışılır. Özel hayat ile iş arasında oluşturulması gereken sınırı kurmakta zorlanan gençlerimiz, iş başvurularında da maalesef bu dengeyi kuramıyorlar. Sahte profil resimlerinin ve bilgilerinin olduğu ya da şirket yapısıyla örtüşmeyecek paylaşımların olduğu sosyal profillerin, işe alımda dezavantajını yaşıyorlar. Bence modern cv’de adayın blog ve sosyal ağ adreslerini vermesi gerekli. Adayın hem bu teknolojinin bir parçası olduğunun bilinmesi hem de özüyle sözünün aynı olduğunu gösterebilmesi için son derece önemli.

 

Dünyada blog yazarlığı ciddi bir iş olarak olarak görülüyor. Markaların ve kurumların çoğu profesyonel blog yazarlarıyla çalışıyor. Sizce blog yazarlığı Türkiye’de de bir meslek olacak mı? Blog yazarlığının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

 

Blog yazarlığı gerçekten ciddi bir iş. Oluşturduğum, henüz küçük bir çadır olan blogumda bile harcadığım zaman ve emek bu işin ciddiyetini anlamam için yeterli oldu. Burada sizin misyonunuzun önemine de değinmeden geçemeyeceğim. Yol göstericiliğinizi, başarılı çalışmanızı da gönülden kutluyor, işinize verdiğiniz öneme saygı duyuyorum. Lütfen bu profesyonellikle devam edin. Gençlerimizin iyi örneklere ihtiyacı var.

Özellikle Y ve Z kuşağı olarak tabir ettiğimiz(1980 sonrası doğan) siber gençlerimizin iletişim kanalı artık sosyal dünya. Markalar ve kurumlar da bu mecranın önemini biliyorlar. Elbette ki işi profesyoneline bırakmak, başarılı olmanın anahtarı olacaktır. Ülkemizde de vizyon sahibi şirketlerin, umulandan çok daha hızlı bir şekilde blog yazarlığının önemini anlayacağına eminim. Bu noktada bir sıkıntı yok. Sadece bir çok konuda olduğu gibi, uygulamamız, hayata geçirmemiz biraz geç olacaktır diye düşünüyorum. Optimist yaklaşırsak, bu zaman blog yazarlarının kendilerini yetiştirmeleri ve gelecekte vazgeçilmez bir mesleğe sahip olabilmeleri için bir avantaj olacaktır.

 

Bu keyifli ve yol gösterici söyleşi için çok teşekkür ederim.

 

Sizinle sohbet güzeldi. Teşekkür ederim.

 

 

Son Söz

 

Blog yazmak kariyer her alanında insanın hayatını olumlu etki edecek bir aktivite. Eğitim safhasında ileride yapmayı düşündüğünüz mslekle ilgili blog yazmak sizi teorik bilgi anlamında çok geliştirecektir. Devamında ise blogunuz sizin için bir portföy ve online itibar aracı olacaktır. Blog yazmaktan vazgeçmeyin.

 

Yazıyı bitirirken Saygı Günenç’e bir kez daha teşekkür ediyorum. Saygı Hanım’ın insan kaynakları, kişisel gelişim ve iş hayatına dair paylaşımlarını takip edebileceğiniz adresler şöyle:

 

- Blog: http://www.saygigunenc.com/

- Facebook: https://www.facebook.com/saygigunenc 

- Twitter: https://twitter.com/saygigunenc

- Linkedin: http://tr.linkedin.com/in/saygigunenc

20 Haziran 2013 Perşembe

Memeden kesme nasıl yapılmalı?

İpuçlarımız memeden kesmenizde size yardımcı olacak

Bebeğiniz kendiliğinden emmeyi bırakmazsa yavaş yavaş alıştırarak sütten kesebilirsiniz.

Her süt öğününü kestiğinizde bir başka öğünü kesmek için 3 gün beklemelisiniz. Bebeğinizi aniden emmeden uzaklaştırırsanız huysuz ve mutsuz olur. Beslenmeyi reddedebilir, hastalanabilir, bu nedenle beslenme bozuklukları ortaya çıkabilir.

Eğer bebeğinizi katı yiyeceklere alıştırdıysanız, çiğnemesini öğrendiyse beslenmede verilen yiyecek miktarlarını arttırarak seyrek emzirerek memeyi yavaş yavaş unutturmalısınız.

Bebeğinizi emzirme sayısı azaldığından dolayı göğüslerinizde biriken sütler birkaç gün içerisinde yok olur.

Günde bir kez emzirmeyi atlayarak işe başlayın. Kademeli olarak bir öğün-bir öğün azaltın, bebeğiniz zamanla alışacak. Besin maddesi olarak varsa sağılmış anne sütü, formül süt (devam maması) veya 1 yaştan büyük ise inek sütü verebilirsiniz.

Emzirme sürenizi kısaltın. Emzirme sonrası yaşına uygun ek besin verin.

Emzirmeyi erteleyin ve ilgisini başka tarafa çekin.

1 yaşından büyükse bebeğinize nerede ve ne zaman emzireceğinize dair kısıtlamalar koyabilirsiniz: Sadece bu koltukta ve uykudan önce emebilirsin veya sadece hava karardıktan sonra emebilirsin gibi.

Bu dönemde babalara büyük iş düşer. Siz etrafta değilken eşinizin beslemesi faydalı olabilir. Gece öğünlerinin kesilmesi her zaman daha zor. Bu nedenle gece emzirmeyi kesmeyi en sona bırakın. Gece uyandığında eşiniz veya bir yakınınız kucağına alsın ve sakinleştirmeye çalışsın.

Dilekleriniz Gerçek Olacak!

Herkesin yeni umutları vardır yeni yıla dair. Kimi iyi bir iş, kimi mutlu bir yuva, kimi ise yeni başlangıçlar ister. Peki, bunları elde etmenin yolu nereden geçiyor biliyor muyuz?

Kalsedon Danışmanlık’ın Kurucusu Koç Nesrin Gökpınar, yeni başlangıçlar için ruhsal dinginliğin ve motivasyonun çok önemli olduğunu, ancak iç huzur yakalandığında yeni olan her şeye daha kolay ulaşılabileceğini ve adapte olunabileceğini söylüyor. Peki, nasıl sağlanır ruhsal dinginlik?

Koç Nesrin Gökpınar, “Başarıya ulaşmak ve devamlılığını sürdürmek için öncelikle başaracağınıza ruhen ve kalben inanmanız, başarı için gerekli olan ruhsal dinginliği ve motivasyonu sağlamış olmanız gerekir. Aksi takdirde her başarısızlık durumunda kendinize saygınızı kaybedebilir ve sonraki başarılarınızın önünü kapatmış olabilirsiniz” diyor.

Ruhsal Dinginlik Çalışmaları...

Ruhsal dinginlik çalışmalarının başarıyı etkilemedeki önemini vurgulayan Koç Nesrin Gökpınar, ruhsal dinginlik çalışmalarını şu şekilde sıralıyor:

Bilinçaltı Temizleme: Bilinçaltı olumlu ve olumsuz inançlarınızın hayatınıza yansımasıdır. Eğer bilinçaltınızda başaramayacağınıza inanıyorsanız başaramazsınız. Başarıyı yakalayabilmeniz için bilinçaltınızda bir takım karamsar düşünce ve inançlarınızı temizlemeniz gerekir. Yani dilinizin söylediğine bilinçaltınızın itaat etmesini sağlamanız gerekir. Ruhsal dinginliği sağlamanın ilk ve en önemli yolu da budur.

Kuantum: Kuantum düşünme üst nitelikli, yaratıcı bir düşünme şeklidir. Yaratıcı düşünme düzeyinde insan kendi hayatının efendisi konumuna gelir. Kuantum Düşünce daha da ilerisi ortak zeka alanında işlem yapar. Bütün evreni tekamül ettiren enerjiyle işbirliğine girildiğinde siz bir "kişi" olmanın sınırlı olanaklarını aşar, "bütün" ün gücüne ulaşırsınız. O zaman da gücünüz tabii ki bütünün gücüne eşit olacaktır.

Meditasyon: Meditasyonu kişinin dikkatini bilinçli ve doğal biçimde içine yöneltmesi olarak tanımlayabiliriz. Temel amaç, zihni sakinleştirmektir. Meditasyon, pek çok zihinsel ve fiziksel odaklanma metoduna sahip bir tekniktir. Bu metotlar endişe ve gerilimi azaltıp kendimizden memnun olmamızı ve üzüntülerimizi tolore etmemizi sağlayabilir. Meditasyonun pozitif enerjisi bizi başarıya götürecektir.

EFT: İngilizcede Emotional Freedom Techniques kelimelerinin baş harflerinin kısaltılması olan EFT (duygusal özgürleşme teknikleri ) kişinin bedeninde oluşmuş duygusal tıkanıklıkların açılmasında kullanılan bir yöntemdir. Yersiz korku ve endişelerin, olumsuz deneyimlerin yarattığı kötü düşüncelerin ortadan kaldırılması için kullanılan etkili bir yöntemdir.

Siz de yeni yıl dileklerinizi ve isteklerinizi başarıyla yerine getirmek ve başarınızın devamlılığını sağlamak için ruhsal dinginlik çalışmalarından faydalanabilir ve bu sayede bol başarılı bir yıl geçirebilirsiniz.

Zayıflamakta Kararlı Olun!

"Acaba kalkıp koşsam mı?" diye başlayan soruya "Amaaan yarın koşarım" diye cevap verirsiniz. 

Rejime başlamayı planladığınız gün "Bugün de ne canım isterse yiyeyim, yarın başlarım" diyebilirsiniz. Ancak, kendinizle yaptığınız bu konuşmalar uzadıkça güzel bir vücuda sahip olmak da bir o kadar uzaklaşır. Komik olan ise ilk adımı attığımızda herşeyin başlayacağını bilmemiz. Eğer kafanızın içindeki direksiyon spor yapmak yerine televizyon seyretme yönüne dönmeye başlıyorsa ya da salata yerine hamburger yemeyi düşünüyorsa, öğrenmeniz gereken daha birçok şey var demektir.

Sizi Caydıracak Düşüncelerden Uzak Durun

Aklınıza gelen ve sizi caydıracak bütün kötü düşünceleri beyninizden uzaklaştırın. Daha sonra pozitif birşeyler yapın; mesela her zamankinden daha güzel görünmeye çalışın, yemek zorunda olduğunuz sebzeleri elinizden geldiğince süslü bir hale getirin.

İpucu: Yediğiniz ufacık bir çikolata parçasının size neler kaybettireceğini bir düşünün. Hala yemek istiyor musunuz?

Tabağınızı sağlıklı yiyeceklerle doldurun. Sebze, balık vs. ve ikinci tabakta da size kilo aldıracak yiyecekler olduğunu düşünün. Eğer birinci tabaktaki iyi huylu yemeği yerseniz, kendinizi çok iyi hissedeceksiniz. Fakat ikinci tabağı da yerseniz kendinizi hem çok şişmiş hem de vicdanen rahatsız hissedeceksiniz. Bunu düşünerek kendinizi avuttukça rahata kavuşacaksınız.

Rejim Günlüğü Tutun

Küçük bir not kağıdına yapmanız gereken fakat yapmadığınız egzersizleri, yemeniz gereken fakat yemediğiniz yemekleri yazın. Listeyi gözden geçirdiğinizde neden vizcdan azabı çektiğinizi düşünürken, hayranı olduğunuz mankenin şu an kumsalda salına salına yürüdüğünü de unutmayın.

Erkeklerin asla duymak istemedikleri...

Birisine sevgi ve saygıyla bağlı olmak dünyanın en mükemmel duygularındandır. Ama bazen ilişkiyi ya da partnerimizi zedeleyecek şeyler yapabiliyoruz. Çoğu zaman düşünmeden gelişi güzel konuştuğumuz, ani tepkiler verdiğimiz için erkek partnerlerimizi incitebiliyoruz.

Erkekler çocuk gibidir. Siz başka bir şey söylemek istersiniz ama onlar bambaşka bir şey anlayabilir. Bu yüzden konuşmadan önce iyice ölçüp, tartmalıyız. Özellikle erkeklerin ne olursa olsun kadınlardan duymak istemedikleri 8 farklı şey var. Onları sizler için araştırdık. Dileriz çoktan bunları sevgililerinize söylememişsinizdir.!

'Annesinin oğlu!'
Kadınların aksine erkekler anneleri ile anılmaktan hoşlanmazlar. Siz her fırsat bulduğunuzda annenize gider, ona olan biteni anlatır ve ondan fikir alırsınız ve bu kadınlar arasında gayet normal algılanır. Hatta erkek arkadaşınız bazı durumlarda annenizin sizi etkilediğini düşünse bile bunu size yansıtmaz. Ama erkekler aynı  şekilde annelerine düşkün oldukları zaman hoş karşılanmaz. Oysaki erkekler annelerine aşık insanlardır. Eşlerini bile annelerine en çok benzeyen kadınlardan seçerler. Sevgiliniz annesiyle çok haşır neşir ise ve bir tartışma sırasında ona 'anneci, annesinin oğlu, ana kuzusu' gibi sözler söylerseniz bu onun gururunu büyük ölçüde zedeler. Bir erkeği annesiyle olan yakınlığı ile vurmak bir ilişkiyi zedeleyen en büyük hatalardan birisidir.

'Saçların dökülüyor, kel kalacaksın'
Erkeklerin en büyük sorunlarından biridir saç dökülmesi. Hele ailelerinde kel olan bireyler varsa ergenlikten beridir ileride saçlarının döküleceğini, bu durumda ne yapacaklarını merak ederler. Yaş ilerledikçe alınlarında ve tepelerinde belirginleşen dökülmeleri görmezden gelmeye çalışırlar ama beraber oldukları kadınların bunu yüzlerine vuruyor olması onları son derece rahatsız eder. Sadece kel kaldıklarını hayal etmeleri bile kendilerini güvensiz hissetmelerine yetecektir. Kendini yetersiz ve güvensiz hisseden erkek egolarını tatmin etmek için şüphesiz başka kadınlarla flört etmeye çalışacak hala eskisi gibi yakışıklı olduğunu hem kendine hem size kanıtlamaya çalışacaktır. Böyle bir durumla karşılaşmak ve sevgilinizin moralini bozmamak için ona asla acı olan bu gerçeği söylemeyin!

'Konuşmamız lazım'
Bu söz erkeklerin kendilerini suçlu hissetmesinden başka hiçbir işe yaramaz. Bu sözü duyar duymaz ilk istedikleri onları bulamayacağınız bir yere ışınlanmaktır. Pek çok erkek için 'konuşmamız lazım' sözü göz yaşı anlamına gelir. Ve erkekler ağlayan kadınlardan pek haz etmezler. Ortada gerçekten ciddi bir sorun yoksa, kendi başınıza işin içinden çıkabileceğiniz ve düzeltebileceğiniz bir şey ise bunu sevgilinize söylemeyin.

'Arkadaşlarını sevmiyorum'
Erkekler arkadaşlarıyla vakit geçirmekten çok zevk alırlar. Bu onlar için bir nevi beyinlerini ve ruhlarını şarj etmektir. Ama kadınlar çoğu zaman eşlerinin arkadaşlarını potansiyel ara bozucu gördükleri için onlardan nefret ederler. Ve sevgilileri ne zaman arkadaşlarıyla plan yapsa trip atar, 'arkadaşlarını sevmiyorum' derler. Bu erkeklerin hiç hoşuna gitmeyen sözlerden biridir. Eğer onun arkadaşları hakkında olumsuz bir şeyler söylemek istiyorsanız kıskanç ve nevrotik bir kadın tutumu sergilemeden kibar bir dille anlatın. Böylece onu arkadaşlarına daha fazla itmemiş olursunuz. Hatta mümkünse sevmeseniz bile bunu ona belli etmeyin.

'Sen zaten hep böylesin!'
Onun karakteri ve inandığı şeyler uğruna bu sözü sarf ediyorsanız büyük hata yapıyorsunuz demektir. Hiçbir erkek ya da kadın kişiliğinin eleştirilmesinden zevk almaz. Özellikle erkekler kadınlar için karakterini değiştirmek istemez. Pek azı bunun için uğraşır. Bu sözü söylediğiniz zaman sevgiliniz daha önceki ilişkilerini düşünecek ve sizi onlarla kıyaslamaya başlayacaktır.

'Artık'
'Beni artık sevmiyorsun, benimle artık ilgilenmiyorsun, beni artık çok az arıyorsun, artık sinemaya gitmiyoruz, artık beni arzulamıyorsun'... bu liste uzar gider. Erkek bu sözü duyduğu zaman kendisini köşe kıstırılmış ve çaresiz hisseder. Erkekler böyledir, ilişki zamanla oturmaya başladığında güzel sözleri daha az söylemeye başlarlar. Ama bu sizi 'artık' daha az sevmediklerinden ya da düşünmediklerinden değildir. Bu 'artık' sizi gerçekten sevdiğini anladığına inandığı içindir.

'O kız güzel değil mi?'
Asla gerçek cevabı alamayacağınız, iki taraf içinde çok can sıkıcı bir soru. Erkek bu soruyu duyunca  hemen ' güzel desem günüm çok kötü geçecek'  diye düşünmeye başlar. Size 'hayır, güzel değil' dese siz onu yalancılıkla suçlayacaksınız, 'güzel' dese 'benden daha mı güzel' diyeceksiniz. En iyisi ne sevgilinizi zor durumda bırakın ne de sizin moraliniz bozulsun.

'Eski sevgilim asla böyle yapmazdı'
Mevcut sevgilinizle eski erkek arkadaşınızı karşılaştırmak kadar kötü bir durum yoktur. Düşünsenize aynısını o size söyleseydi neler hissederdiniz? Madem eski erkek arkadaşınız daha iyiydi neden şuan yeni bir erkek arkadaşınız var? Madem yeni erkek arkadaşınızı seviyorsunuz peki o zaman neden egosuna zarar vermeye çabalıyorsunuz? Sakın eski ve yeniyi mukayese etmeyin çünkü siz kaybedersiniz!

Merak etmeyin kimse sizi anmıyor!

Kulak çınlaması yaşadığınızda 'Birisi seni anıyor' denilir. Ama işin aslı bu değildir. İşte kulak çınlaması hakkında merak edilen sorular ve yanıtları.

Kulak çınlaması nedir?
Kulak çınlaması, bir tür tınlama duygusudur. ‘Tinnitus’ olarak da bilinir. Çoğumuzun başına gelmiştir. Islık sesi, uğultu, gürültü, zonklama olarak da ifade edilir.

Kulak çınlaması neden olur? 
Başlıca iki nedenden ötürü olur: Kulağa ait olan nedenler ve kulak dışı nedenler.

Kulağa ait olan nedenler nelerdir?
Kulağın akla gelebilecek her türden hastalıklarıdır. En basiti dış kulak yolunda yer alan bir buşondur. En inatçı ve sorunlu olanı ise kulak sinirinden kaynaklanan bir tümördür. Bu tümör, akustik nörinom olarak bilinir.

Kulak dışı nedenler nelerdir?
Gürültü kirliliği en başta gelen nedendir. Diğerleri hipertansiyon, diabet, kolesterol yüksekliği, kafa travması, hipertiroidi, hipotiroidi, vitamin ve mineral eksikliği olarak sıralanır.

Hangi vitamin ve minerallerin eksikliği çınlamaya neden olur?
Demir ve B12 eksiklikleri anemiye yol açarak çınlamaya neden olur. Tek başına çinko eksikliği de kulak çınlamasına neden olabilir.

Psikolojik olabilir mi?
Evet, psikolojik nedenlere bağlı kulak çınlamaları bildirilmiştir ama çok fazla değildir. Depresyon ve endişe içinde olanlarda daha sıktır.

Hangi ilaçlar kulak çınlamasına yol açar?
Kulak çınlamasına yol açan ilaçların başında aspirin gelir. Diğerleri ise antibiyotikler, idrar söktürücüler ve anti romatizmal ilaçlardır.

Akustik travma nedir?
Akustik travma, aşırı gürültü demektir. Akustik travma, en sık görülen kulak çınlaması nedenidir. Yüksek sesle müzik dinlemek, gürültülü ortamlarda çalışmak, siren sesi, oto ya da ev alarm sistemleri, yol-inşaat çalışmaları önde gelen nedenleridir. Akustik travma asla hafife alınmamalıdır, sağırlığa yol açabilir.

Zonklama duygusu nedir?
Zonklama olarak dile getirilen kulak çınlaması damar kökenli olabilir. Bu bir anevrizmaya işaret edebilir. Bu nedenle yakından takip edilmelidir.

Kulak çınlaması kalıcı mıdır?
Genelde geçici nedenlerle oluştuğu için pek kalıcı değildir. Ancak 3 haftadan uzun sürerse kronik kabul edilir.

Ne yapmalıyız?
Kulak çınlamasından kurtulmanın en etkili yöntemi maskelemedir. Maskeleme, dikkatimizi başka bir sese vererek çınlama sesini ötelemektir. Bu amaçla bir masa saatine ya da hafif tonda bir müziğe yoğunlaşabiliriz. Spor yapmak da rahatlatıcıdır.

Sessiz ortama çekilmek doğru mudur?
Korunma bağlamında aşırı gürültüden kaçınmak gerekir. Ancak tedavi bağlamında tam sessizlik doğru değildir. Böyle ortamlarda kulak çınlaması daha da şiddetlenebilir.

Nasıl tedavi edilir?
Tedavi, nedene göre uygulanır. Kulak ya da kulak dışı hastalıklar giderilmeye çalışılır.

Nasıl korunuruz?
Gürültülü ortamlardan uzak durun.
Tansiyonunuzu dengede tutun.
Tuz ve kahve tüketimini azaltın.
Riskli ilaçları doktorunuza danışın.
Spor yapın.

Tuncay Filiz

19 Haziran 2013 Çarşamba

Bloglar Ve Blog Yazarlığı Neden Bu Kadar Popüler?

İlk bilgisayarımı alıp internetle tanıştığımda lise hazırlık sınıfındaydım. Bilen bilir o dönemlerin fenomeni mIRC adlı chat programıydı. Kıs sürede ben de kendimi yabancılarla chat furyasına kaptırmıştım.

 

Bilgisayarı daha iyi kullanmaya başladıkça ve internetin ne olduğunu kavradıkça yeni şeyler keşfetmem uzun sürmedi. Okulda üst sınıflardan bir arkadaşın olduğunu öğrendiğim ve ücretsiz bir host üzerine kurulan statik HTML siteyi görünce ilgim bir anda o noktaya kaymıştı ve kısa zamanda ben de temel HTML komutlarını öğrenerek ilk sitemi daha doğrusu web sayfamı yapmıştım :)

 

Üniversiteye yeni başladığım dönemde mIRC yerini MSN Messenger’a bırakmıştı. Sohbet teknolojisi ilerlerken web teknolojisinin yerinde sayması belkenemezdi elbette. HTML sitelerin yerini forumlar ve portallar almıştı. Tabi bunlarda da geri kalmadım ve gelişen web teknolojisine hemen adapte oldum.

 

O yıllarda yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan bloglar ise benim üniversiteyi bitirdiğim dönemlere doğru patlama yaparak tüm dünyada olduğu gibi bizde de yaygınlaştı her geçen gün daha da popülerleşti. Peki neydi blogları ve blog yazarlığını bu kadar popüler yapan? Bu soruyu sosyal medyada takipçilerime sorarak imece usulu bir yazı ortaya çıkarmak istedim. Sağolsunlar ilgi gösterip cevaplayanlar oldu ve ortaya böyle bir yazı çıktı.

 

Bloglar Ve Blog Yazarlığı Neden Bu Kadar Popüler?

 

 

Herkes Kolaylıkla Blog Oluşturabiliyor

 

Engin Gürşen blogların ücretsiz bir şekilde, teknik bilgi gerektirmeden kolaylıkla açılabilen ve yönetilebilen sitemler olmasının bloglraı cazip kıldığnı yazdı.

 

 

Kendini İfade Etmenin En Etkili Yollarından Biri Blog Yazmak

 

Gizem Sakallı, Nagehan Kadıoğlu Öge, Hasan Ekşi ve @aayparcasii ise insanların kendilerini ifade etmek ihtiyaçlarını karşıladığı, birilerine bir şeyler anlatmanın en kolay yolu blog yazmak olduğu için blogların bu kadar popüler olduğunu yazdılar.

 

 

Beğenilme İhtiyacı Ve Popüler Olma İsteği

 

Evde yazar, Eren Evren ve @Tancello ‘ya göre pek çok kişi blog yazarak ün belli bir üne kavuşmak ve takip edilmek istiyor. Önlerinde Pucca gibi bir örnek varken bunu doğal karşılamak gerekir.

 

 

Blog Yazarak Kolay Para Kazanıldığına Olan İnanç

 

Yine Engin Gürşen, Evde Yazar ve @56denklem; insanların blog yazarak kolay para kazanıldığa olan inançlarından dolayı blog oluşturduklarını ve bu sayede blogların popülaritesinin arttığını düşünüyorlar.

 

 

Yazma İhtiyacı

 

Gürkan Bilgisu ve Emre Demirer’in dediği gibi bir şeyler karalama, bilgiyi ortaya koyma ve insanlara yardımcı olmanın en etkili yollarından birinin blog yazmak olduğunu göz önüne alırsak bu düşüncedeki kişilerin neden bloglara ilgi gösterdiklerini daha iyi anlayabiliriz.

 

 

Yazar Ve Okuyucu Arasındaki Etkileşim

 

Ruhsuz Atmaca olaya farklı bir açıdan yaklaşarak boglara olan ilgiye okuyucunun aşısından baktı. Bloglar  okuyucuyla yazar arasında bir köprü oluşturuyor ve iki taraf arasında samimi bir bağ kuruyor. Bu yüzden insanlar blog okumayı çok seviyor. Bu da blogların popüler olmasındaki önemli etlkenlerden biri.

 

 

O Açmış, Benim Neyim Eksik?

 

Yukarıdaki tüm etkenlere katılmakla beraber özenme ve taklit etmenin de blogların popüler olmasında önemli etkenlerden biri olduğunu düşünüyorum. Biraz daha açıklamam gerekirse “onun şöyle bi blogu var, benim neden yok?” mantığıyla açılmış binlerce blog olduğunu ve blogların bu şekilde viral bir etkiyle giderek popülerleştiğini düşünüyorum.

 

 

Diğer web trendlerinin aksine blogların daha uzun ömürlü olacağını ve giderek önemini arttıracağını düşünüyorum. Artık yaş da geçiyor, yeni bir web teknolojisine ayak uydurabileceğimi hiç sanmıyorum :) Bloglar iyidir, kalsın….

 

Bu arada sosyal medya hesaplarımdan sorduğum soruya cevap vererek bu yazının ortaya çıkmasında yardımcı olan, yukarıda isimlerini yazdığım arkadaşlarıma bir kez daha teşekkür ederim. Bu şekilde imece bir yazı oluşturmak bana çok keyif verdi. Eğer okyucunun da ilgisini çekerse ileride benzer şekilde yazılar oluşturmak isterim.

 

Yorumlarınızı bekliyorum!

14 Haziran 2013 Cuma

Yeşil çayın yararları

Kanser riskini düşüren, cildi zararlı toksinlerden arındıran, kan basıncını düzenleyen, hafızayı diri tutan, damarları rahatlatıp kilo verdiren yeşil çayın yararları saymakla bitmiyor. İşte yeşil çay mucizesinin şifreleri…

Yeşil çayın yararları hakkında hâlâ şüphe duyan ve içmeye başlamamış olanlar varsa, bir kere daha hatırlatmakta fayda var.

Kanser riskini düşürür

Bir antioksidan çeşidi olan polifenoller yeşil çayda bolca bulunur. Bu antioksidan çeşidi, kanser hücrelerinin vücudunuzda barınmasını zorlaştırır, kan damarlarındaki akışkanlığı güçlendirir. Yapılan birçok çalışma ışığında şunu biliyoruz ki, yeşil çay içmek, mide, meme, kolon ve prostat kanserleri riskini azaltmaktadır.

Cildi pürüzlerden kurtarır

Bir sıyrık, ısırık veya küçük bir yaranız varsa, işte size çok ilginç bir yöntem: Yeşil çay yapraklarını, demleme sonrası atmayın. Bir parça pamuğu ıslanmış yeşil çay yapraklarına bastırın, daha sonra bunu cildinize sürün. Çay, doğal bir antiseptik görevi görür ve ciltte bölgesel kaşınmayı önlemede yardımcı olur. Güneş yanıkları veya akşamdan kalma gözaltı morlukları için de aynı yöntemi deneyebilirsiniz.

Yeşil çay aynı zamanda güneşten kaynaklanan cilt kanserini önlemede yardımcı maddeler içerir. Güneşe çıkmadan önce pamukla ıslatılmış yeşil çay özütlerinden cildinize sürebilirsiniz.

Kan basıncını düzenler

Sağlıklı bir kan basıncı oranına sahip olmak çok önemli. Günde sadece yarım fincan yeşil çay içenler, içmeyenlere oranla yüzde 50 daha az yüksek tansiyon riski taşır. Yeşil çay içeriğinde bulunan antioksidanlar sayesinde, yüksek kan basıncını ve kan damarlarının büzüşüp daralmasını engeller.

Hafızayı diri tutar

Yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmada, günde en az iki fincan yeşil çay içenlerin, içmeyenlere oranla daha az zihinsel gerileme ve idrak kabiliyeti sorunları yaşadığı gözlemlenmiştir. Bunun nedeni, yeşil çayın içinde bulunan antioksidanların, vücudumuzdaki serbest radikallerle savaşması ve böylece beynimizdeki sinirlere ekstra bir koruma sağlamasıdır.

Kilo verdirir

Evet, şaşırmayın. Son önerimiz belki de bu aralar en çok kafanıza takılan sağlık sorunlarından biri! Yeşil çay içeriğindeki maddeler sayesinde kan akışınız hızlanır, kalori yakma işlemleri vücudunuzda daha çok yer bulur ve her bir yudum bu işlemleri hızlandırır.

Kadınların kilo vermesini engelleyen 6 bahane

Son derece dikkatli yiyen, yaptığı diyete sadık, yürüyüşüne, egzersizlerine özen gösteren bir başkasını tanımıyorsunuz kendinizden başka. Ama ne var ki hala kıyafetlerinizin içine giremiyor ve göbeğiniz sizden önde gitmesine engel olamıyorsunuz! Kadınların kilo vermeyi işte böyle sabote ediyor:

1. Kıtlık hissi
Bir anda çok fazla kalori eksiltmek vücudun aldıklarını yakmasına değil depolamasına yol açar. Aniden büyük bir açlıkla karşı karşıya kalan vücut, kıtlık zamanı sinyalleri vermeye ve önemli işlevleri için harcamak üzere, kas kitlesinden de yakmaya başlar.

Çözüm: Evet, kilo kaybetmek için kalori kesmeniz gerek, ama hepsini değil. Etkili bir kilo verme için size önerimiz, çareyi ölüm diyetlerinden değil, bol bol egzersiz yapmakta aramanız.

2. Ya hep ya hiç
Sizin felsefeniz ya hep ya hiç. Yani ya salatalığın dilimlerini sayıyorsunuz ya da hiç hesapsız, büyük hamburger mönüsünü elmalı tartla tamamlıyorsunuz.

Çözüm: Önemli olan, rejim yapmayı, sadece belirli bir süre devam ettirilecek bir kür değil, yaşam boyu izlenecek bir yaşam biçimi gibi görmeniz.

3. Hızlı yemek
Hızlı yemek yiyen kişilerin mideleri, daha beyne doymuş olduğu sinyalini veremeden çok fazla yemekle doldurulmuş oluyor.

Çözüm: Ağzınıza aldığınız her lokmadan sonra çatalınızı tabağınızın kenarına bırakın ve yavaş yavaş çiğnediğiniz lokmanız bitene kadar tekrar elinize almayın.

4. Beyaz ekmek
Rafine edilmiş beyaz ekmek, makarna ve pirinç çeşitleri çok az lif içerir. Az lifli yiyecekler yerine, bol lifli olanları tercih etmeniz metabolizmanız için çok daha iyi.

Çözüm: Beyaz ekmek, makarna, pirinç ve patates gibi lif oranı düşük yiyecekler kan şekerini hızla yükseltir. Uzmanlar bunların yerine kepekli ekmek ve lif açısından zengin yiyecekleri tüketmenizi öneriyorlar.

Kadınlar kilo vermeyi sürekli sabote ediyor

5. Egzersiz
Egzersiz tabii ki kilo vermek için vazgeçilmez, ama siz pizzaları hamburgerleri güzelce tüketirken tek başına yetmez.

Çözüm: Egzersiz yapıyor olmanın rahatlığıyla yiyeceklere sarılmayın. Özellikle porsiyonların miktarı en çok dikkat etmeniz gereken nokta.

6. Aç ve susuz
Kilo vermeye çalışanların en yakın dostu, sudur. Toksinlerden arınmak, kasların canlılığını korumak ve metabolizmanızın hızlanmasını sağlamak suyun görevidir. Su sayesinde sıcak yaz günlerinde daha rahat egzersiz yapmanız da mümkün.

Çözüm: Güne bir sürahi su doldurarak başlayın ve günün sonuna kadar bunu bitirmeyi hedefleyin.

Cinsel hayatın düşmanı mitler!

"Toplumda cinsellikle ilgili gerçek olmayan kalıp bilgiler bulunuyor."

Cinsel yaşamda karşılaşılan sorunların çoğunun cinsellikle ilgili yanlış bilgi ve inançlardan kaynaklandığını belirten Psikolojik Danışman Dolunay Kadıoğlu, “Cinsel mitler olarak adlandırılan bu yanlış bilgilerin hiçbir bilimsel değeri yoktur. Her çift cinsellikle ilgili sınırlarını, normalleri ve anormalleri kendi belirler” dedi.

Yanlış bilgi olumsuz etkiliyor
Kadıoğlu, günümüzde cinsellik konusunda önemli çalışmalar ve araştırmalar olduğunu, fakat buna rağmen az sayıda insanın cinsellik hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olduğunu belirtti. “Cinsellik, insanların hemen tümünde farklı duygu ve algılara yol açar. Bazı insanlarda aşkı, sevgiyi, yakınlığı, keyif ve hazzı, bazı insanlarda ise başarısızlığı, acıyı, nefreti, kaçınmayı hatırlatır” diyor.

Toplumda cinsellikle ilgili gerçek olmayan kalıp bilgilerin bulunduğunu da ekliyor. “Kişinin, cinsellikle ilgili doğru olduğunu düşündüğü, çoğu zaman abartılı, yanlı ve bilimsel değeri bulunmayan inanç ve yargılar cinsel mitler olarak tanımlanmaktadır. Cinsel mitler toplumda yaygın olarak kabul görmekte, kişide “gerçek” erkeğin ya da kadının nasıl düşünmesi ve davranması gerektiğiyle ilgili bir kalıp oluşturmaktadır. Cinsel yaşamda yaşanan sorunların çoğunlukla temelinde bu yanlış bilgi ve inançlar yani cinsel mitler yatar” dedi.
Fanteziler karşılıklı olmalıCinsel mitlerden en kafa karıştırıcı olanlardan birinin de fanteziler olduğunun altını çizen uzman sevişme esnasında fantezi kurmanın yanlış olduğunu söylüyor ve ekliyor "Cinsel mitlerin eşler arasında tartışmalara neden olmaktadır. Bu konuda söylenebilecek en temel şey şudur: Kişinin aklından geçenler sevişme konsantrasyonunu bozmuyorsa ve paylaşılmak istenilen fantezi cinsel eşe de çekici geliyorsa ve onaylanıyorsa bir sorun yoktur.
Ancak bir kişinin kurduğu fanteziye diğeri istemeye istemeye eşlik ediyorsa ve zorlanıyorsa burada bir sorun vardır. Yani cinsellik esnasında kullanılacak fanteziyi, normalleri ve anormalleri çiftler belirler çift tarafından uygun görülen her fantezi kullanılabilir."

Yaygın cinsel mitler
“Cinsel mitler yanlış bilgi kaynaklarıdır, bu yanlışlara doğruymuş gibi inanıldığında cinsel sorunlar ortaya çıkar” diyen Kadıoğlu, en yaygın cinsel mitlerden bazılarını şöyle sıraladı:

*Erkek ve kadının cinsel ilgileri ve sorumlulukları temel olarak farklıdır. Erkek cinsel ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek ve yönetmek zorundadır.

*Bir çift için, "aynı anda orgazm" gerçekleştirilmesi gereken en önemli amaç olmalıdır.

*Eşler birbirini sevdikleri takdirde sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini de bilirler.

*Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşmeyle bitmelidir.

*Erkeklerde cinsel organın boyutu cinsel gücün göstergesidir.

10 Adımda Kusursuz Bir Cilt

Sağlıklı bir cilt sayesinde her zaman daha dinç ve daha genç görünebilirsiniz. Ancak hayat tarzı, beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı gibi pek çok faktör cildinizi olumsuz yönde etkiler. İşte, daha sağlıklı bir cilde sahip olmanız için pratik yöntemler...

Epila Slimed Club Genel Koordinatörü Ayşe Bocan, kusursuz bir cilde sahip olmak için yapılması gerekenler şöyle sıraladı:

1. Makyajınızı temizlemeyi unutmayın; Özellikle yorgun bir günün ardından makyaj tazelemeyi ihmal edebiliriz. Ancak makyajlı bir ciltle uyumak gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Bu da uzun dönemde cildinizin daha çabuk yaşlanmasına neden olur.

2. Vitamin içeren besinler tüketin; Cilt sağlığı için beslenmenin önemi azımsanamayacak kadar fazladır. Özellikle B, C, E, A ve K vitaminleri cildinizin canlı kalması sağlar.

3. Bol bol su için; Su, sağlınız kadar güzelliğiniz için de çok önemlidir. Cildin nem kaybını karşılar, erken yaşlanmasını engeller.

4. Ayda bir cilt bakımı yaptırın; Şehir hayatının kaosu ve iş hayatının stresinden biraz uzaklaşmak ve cildinize gereken özeni göstermek için kendinize biraz zaman ayırıp cilt bakımı yaptırın. Cildinizin ihtiyacına göre yapılacak olan cilt bakımlarında cildiniz yoğun bir şekilde nemlendirilerek canlılık kazanacaktır.


 *Kusursuz bir cilde sahip olmak için yapılması gerekenleri bir yere not etmeyi unutmayın

5. Sigarayı bırakın; Sigaranın verdiği zararlar ilk olarak cildinizde gözlenir. Ciltte sivilcelerin çıkmasına, kırışıklıkların artmasına neden olan sigarayı bırakarak hem sağlığınızı hem de cildinizi korumuş olursunuz.

6. Uykusuz kalmayın; Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın.

7. Doğru ürünleri kullanın; Her bakım kremi her cilt tipi için uygun değildir. Kuru, yağlı ve karma olmak üzere üç farklı cilt tipi olduğunu belirten Ayşe Bocan cilt tipinize uygun bakım ürünleri kullanmanın oldukça önemli olduğunu söyledi. Yanlış bakım ürünlerinin ciltte yağlanmalara ya da kurumalara neden olabileceğini de belirten Bocan cilt tipinizi öğrenmek için güvenilir bir klinikten yardım almanın faydalı olabileceğini de ifadelerine ekledi.


8. Cildinizi Nemlendirin; Nemlendiriciler cildiniz için gereken nemi kazandır ve  aynı zamanda onu zararlı dış etkenlerden korurlar.


9. Düzenli egzersiz yapın; Egzersiz, cildin kan dolaşımını hızlandırır ve sağlıklı görünmesini, parlamasını sağlar.


10.  Stresten uzak durun; Uykusuzluk ve stres, cildin baş düşmanlarıdır. Gün içinde stresli   ortamlardan uzak durmaya çalışın.

Ayrılmanız gerekiyor!

Artık birbirinize daha fazla zarar vermeden ayrılmanız gerektiğini anlatan 8 madde!

İlişkinizde birbirinize zaman ayırın demenin yükü ağırdır. Zaten bu tavsiyeye ihtiyacınız varsa artık sizin için ayrılık çanları çalıyor demektir. Peki sizin ilişkiniz ne durumda? İşte artık birbirinize daha fazla zarar vermeden ayrılmanız gerektiğini anlatan 8 madde!

Sürekli kavga ediyorsunuz!
Karşınızdaki insanın ters ve iyi yönlerini anlamak ve birlikte yaşamak oldukça zordur. İlişkiler kabul ediyoruz çok kolay değil. Ama sürekli kavga ediyorsanız, artık biraz mola verme zamanınız gelmiş olabilir. Bir ilişki mutlu ve huzurluyken iyidir. Ne kendinizi ne de erkek arkadaşınızı üzmeye değer...

Konuşmuyorsunuz!
Erkek arkadaşınız ve siz artık konuşamıyor musunuz? Her olayda ya da her sıkıntınızda sürekli içinize atıyor durum daha da kötüye gitmesin diye susuyor musunuz? Ya da artık konuşacak bir ortak konu mu bulamıyorsunuz? İşte bu hiç iyi bir işaret değil. Bir araya geldiğinizde bir şeyler paylaşamıyorsanız, ilişkiniz hakkında biraz düşünmeniz gerekir.

Cinsel hayattan ne haber? 
İlişkilerde seksin öneminden bahsetmemize gerek yok sanırım. Bu sizi yakınlaştırmakla kalmaz aynı zamanda daha güçlü bağlar kurabilmeniz için ilişkinizdeki samimiyeti de artırır.

Kendinizi uzak mı hissediyorsunuz? Erkek arkadaşınızdan hep uzak olduğunuzu mu hissediyorsunuz? Artık onun kim olduğunu bile tahmin edemiyorsunuz. Kendinizde ona danışacak, sarılacak ya da güvenecek cesareti bulamıyor musunuz? Demek ki artık siz bir çift değilsiniz ve onun sizin hayatınızda bir önemi yok.

Uyuşamıyor musunuz? 
Hayatınızda farklı yönlere ilerlediğinizi mi düşünüyorsunuz? Farklı öncelikleriniz mi var? Bu birbirinizden uzaklaşmaktan çok artık sizin uyuşamadığınızı gösterir.

Farklı odalar, farklı yataklar... 
Yatmadan önceki konuşmalar belki de en samimi ve en içten olduğunuz sohbetlerdir. Fakat bunu en son ne zaman yaptınız? Ya da ne zamandır birlikte yatmıyorsunuz? En son ne zaman seks yaptınız?

Ayrılığı mı hayal etmeye başladınız? 
Ayrılığa hazır olduğunuzu anlamanın tek yolu, ilişkinizi gözden geçirdiğinizde onun olmadığını hayal etmektir. Bu ilişkinin geleceğini düşünürken onsuz hayaller ve hedefler kurabiliyorsanız, o artık sizin için olsa da olur olmasada...

Mutlu değilsiniz! 
Son olarak bu ilişkide siz mutlu değilseniz, kimseyle bir arada olmanız için hiçbir sebep yok. Sürekli ayrılmanın yollarını arıyor, onun yanlış bir hareketini ya da açığını bekliyorsanız, artık ona birşeyleri açıklamanın zamanı geldi. Daha fazla iki tarafında üzülmemesi için ondan ayrılmak istediğinizi söyleyin.

Blogger’da Yön Tuşlarıyla Sayfalar Arasında Geçiş Yapmak

Google, hem içerik hem de tasarım konusunda web yöneticilerinden kullanılabilirliği yüksek siteler oluşturmasını istiyor. Blog tasarımında kullanılabilirlik dendiğinde aklıma gelen şey kullanıcı dostu site oluşturmak. Bunun için neler yapılabilir? Kullanıcıların farklı cihaz ve sistemlerden kolay erişebildikleri, aradıklarını kolayca bulabildikleri ve site içerisinde rahat bir şekilde dolaşabildikleri bloglar yaratılabilir.

 

Bu yazıda ziyaretçilerin blog içerisinde gezmelerini çok kolaylaştıracak bir navigasyon sisteminden bahsetmek istiyorum.

 

Blogger şablonlarının çoğunda navigasyon önceki kayıtlar– daha yeni kayıtlar linkleri şeklindedir. Daha önce standart navigasyonu özelleştirebileceğiniz bazı alternatifler paylaşmışıtım. Bunlar:

 

1. Navigasyon Linklerini Resimle Değiştirmek

2. Numaralı Sayfa Navigasyonu

3. Blogger’da Yazıları Sonsuz Kaydırma İle Yükleme

 

Bu kez çok daha farklı bir navigasyon yöntemini paylaşmak istiyorum. Sayfalar arasındaki geçişi sadece klavyedeki yön tuşlarını (⇦ ⇨) kullanarak yapabileceksiniz.

 

Yön Tuşları

 

Bunun için Blogger kumanda paneline girdikten sonra Şablon > HTML’yi Düzenle yolunu takip ettikten sonra Ctrl + F tuş kombinasyonunun yardımıyla </head> kodunu bulun ve hemen üzerine aşağıdaki kodları ekleyin.

 

<script type='text/javascript'>
window.onload = function()
{
document.onkeyup = function(event)
{
if (document.activeElement.nodeName == 'TEXTAREA' || document.activeElement.nodeName == 'INPUT') return;
event = event || window.event;
switch(event.keyCode)
{
case 37:
var newerLink = document.getElementById('Blog1_blog-pager-newer-link');
if(newerLink !=null) window.location.href = newerLink.href;
break;
case 39:
var olderLink = document.getElementById('Blog1_blog-pager-older-link');
if(olderLink!=null) window.location.href = olderLink.href;
}
};
};
</script>

 

Bu kodu ekledikten sonra eklenti çalışmaya başlayacaktır fakat ziyaretçilerinizin bu özelliği kullanması için özellikten haberdar olmaları gerekir. Şimdi ziyaretçilerinize bu uyarıyı yapmak için küçük bir kod ekleyelim.

 

Blogger şablonlarında Önceki kayıtlar – Daha yeni kayıtlar linklerini temsil eden şu kodu bulun:

 

<b:include name='nextprev'/>

 

Bunun hemen altına uyarı mesajınıa ait şu kodları ekleyin

 

<div style='border:solid 1px #DEDEDE; background:#FFFFCC url(http://icons.iconarchive.com/icons/famfamfam/mini/16/icon-alert-icon.png) 8px 6px no-repeat; color:#222222; font-weight:bold; padding:4px;          text-align:center; '>Sayfalar arasında geçiş yapmak için klavyeden yön tuşlarını (&#8678;  &#8680;) kullanabilirsiniz.</div>

 

Uyarı mesajı blogunuzda şu şekilde gözükecektir:

 

Navigasyon Uyarı Mesajı

 

Bu uygulamayı beğendiyseniz aşağıdaki  paylaşım butonlarını kullanarak arkadaşlarınızla paylaşın lütfen.

 

İyi bloglar!

12 Haziran 2013 Çarşamba

BH Okuyucularına Özel Sosyal Paylaşım Butonları Kutusu

Yazılarınızın sosyal ağlarda paylaşılmsı hem ziyaretçi sayınızın artması, hem de SEO açısından çok önemli. Bunun için blog yazılarınızın altına mutlaka sosyal paylaşım butonları eklemelisiniz.

Blogger’ın kendi paylaşım butonları olmasına rağmen efektifliği ve dikkat çekiciliği tartışılır. Sosyal paylaşım butonlarınız okuyucunun ilgisini ne kadar çok çekerse yazınızın paylaşılma ihtimali o kadar artar. Bu yüzden Blog Hocam okuyucularına özel sosyal paylaşım eklentisi kodladım. Eklentiye en popüler sosyal ağlar olan Facebook, Twitter, Google+, Pinterest ve LinkedIn butonlarını ekledim.

 

Sosyal Paylaşım Butonları

 

Bu sosyal paylaşım butonlarını blogunuza eklemenin 2 aşaması var. İlk olarak Şablon > HTML’yi düzenle yolunu izleyin ve Ctrl + F tuş kombinasyonunun yardmıyla ]]></b:skin> kodunu bulun. Bu kodun üzerinde bir yere aşağıdaki stil kodlarını ekleyin.

 

/* Blog Hocam Sosyal Paylaşım Butonları Eklentisi */
#bh-paylas {
border:1px dotted #000;
padding-left:65px;
background: #ffc039;
padding-top:10px;
-moz-border-radius: 10px;
-webkit-border-radius: 10px;
border-radius: 10px;
}

ul.bh-sosyal {
list-style:none;
display:inline-block;
margin:auto;
}
ul.bh-sosyal li {
display:inline;
float:left;
background-repeat:no-repeat;
margin:auto;
}
ul.bh-sosyal li a {
display:block;
width:50px;
height:50px;
padding-right:40px;
position:relative;
text-decoration:none;
}
ul.bh-sosyal li.bh-facebook {
background-image:url(https://dl.dropboxusercontent.com/u/60346665/bh-sosyal/Facebook.png);
}
ul.bh-sosyal li.bh-twitter {
background-image:url(https://dl.dropboxusercontent.com/u/60346665/bh-sosyal/Twitter2.png);
}
ul.bh-sosyal li.bh-googleplus {
background-image:url(https://dl.dropboxusercontent.com/u/60346665/bh-sosyal/Google%2B.png);
}
ul.bh-sosyal li.bh-pinterest {
background-image: url(https://dl.dropboxusercontent.com/u/60346665/bh-sosyal/Pinterest.png);
}
ul.bh-sosyal li.bh-linkedin {
background-image:url(https://dl.dropboxusercontent.com/u/60346665/bh-sosyal/Linkedin.png);
}

 

!!! Resimde gördüğünüz gibi sosyal paylaşım butonlarının olduğu kutunun arka plan rengi turuncu. Bu renk her blog tasarımına uyguhn olmayabilir. Eğer değiştiirmek isterseniz #ffc039  yerine başka bir renk kodu yazabilirsiniz.

 

İkinci aşama için yine Ctrl + F tuş kombinasyonuyla açılan arama kutusunu kullanarak <div class='post-footer'> kodunu bulun ve hemen üzerine aşağıdaki HTML kodlarını ekleyin.

 

<b:if cond='data:blog.pageType == &quot;item&quot;'>
<div id='bh-paylas'>
<ul class='bh-sosyal'>
<li class='bh-facebook'>
<a expr:href='&quot;http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=&quot; + data:post.url + &quot;&amp;t=&quot; + data:post.title ' onclick='window.open(this.href,&apos;sharer&apos;,&apos;toolbar=0,status=0,width=626,height=436&apos;); return false;' rel='nofollow'/>
</li>
<li class='bh-twitter'>
<a expr:href='&quot;http://twitter.com/home?status=&quot; + data:post.title + &quot; -- &quot; + data:post.url ' rel='nofollow' target='_blank'/>
</li>
<li class='bh-googleplus'>
<a expr:href='&quot;https://plusone.google.com/_/+1/confirm?hl=en&amp;url=&quot; + data:post.url' onclick='window.open(this.href,&apos;sharer&apos;,&apos;toolbar=0,status=0,width=626,height=436&apos;); return false;' rel='nofollow' target='_blank'/>
</li>
<li class='bh-pinterest'>
<a href='javascript:void((function()%7Bvar%20e=document.createElement(&apos;script&apos;);e.setAttribute(&apos;type&apos;,&apos;text/javascript&apos;);e.setAttribute(&apos;charset&apos;,&apos;UTF-8&apos;);e.setAttribute(&apos;src&apos;,&apos;http://assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r=&apos;+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e)%7D)());' rel='nofollow' target='_blank'/>
</li>
<li class='bh-linkedin'>
<a expr:href='&quot;http://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=&quot; + data:post.url + &quot;&amp;title=&quot; + data:post.title + &quot;&amp;summary=&amp;source=&quot;' rel='nofollow' target='_blank'/>
</li>
  </ul></div>
</b:if>

 

!!! <div class='post-footer'> kodunu aradığınızda birden fazla sonuç çıkar ve sadece biri doğru koddur. Eğer HTML kodlarını ekledikten sonra sosyal paylaşım butonları gözükmüyorsa yanlış yere eklemişsiniz demektir. Diğer yeri deneyin.

10 Haziran 2013 Pazartesi

Ayak Burkulması ve Tedavisi

Ayak Burkulmasının Nedenleri






Ayak bileği ekleminin her iki yanından aşırı zorlanması ökçe kemiği ve ayak bileğinin normal yuvasından gelerek çıkması veya zorlanması.Eklemi yerinde tutan bağların gerilmesi bazen yırtılması.


Riski arttıran nedenler:

-Eski ayak bileği sakatlığı
-Ayak bileği yan kısımlarının zorlandığı spor türleri Taekwondo futbol, basketbol, kayak gibi sporlara katılım.Uzun atlama ve yüksek atlama gibi ayak bileğini burkulmaya zorlayan branşlar.Atlayışlarda sıklıkla ayağın yan tarafına düşülür.
-Zorlama meydana geldiği zaman ayak yan kısımlarının yer değiştirmesini önleyecek desteklerden yoksun ayakkabı kullanımı
-Zayıf kas veya kondisyon
-Kontak sporlara katılımlarda yetersiz bandajlama
-Kötü zemin

Ayak bileği burkulması sonrası ayak bileğinde;

* Ağrı
* Şişme
* Kızarıklık, birkaç gün sonra morarma
* Dokununca hassasiyet
* Ağırlık verirken ağrı ve üzerine basamama

Bu belirtilerden herhangi biri varsa, şiddetli olmasa bile mutlaka doktora başvurun.

Nasıl Önlenir?

-Spor türüne uygun kondisyon programına katılmak
-Yarışma ve antrenmanlardan önce ısınma
-Yarışma ve antrenmanlardan önce destek bandaj veya flaster tespiti
-Uygun koruyucu ayakkabılar giyimi
-Önemli ayak bileği sakatlıklarından sonra 12 ay aktiviteler süresince sağlam desteklerle ayak bileğini koruyun.
 

İLK MÜDAHALE


Eğer sadece basit bir burkulma ise, ne yapmalıyız?

En önemlisi o bölgeye hemen baskı uygulamaktır (soğuk uygulamasından önemli !) Ama bu özenli bir uygulama olmalı ve sadece burkulan bölgeye! Bileğin her tarafını sarıp bırakmak olmaz ! Yoksa bilek yine şişer. Şişme iç kanamadır ve bölgenin iyileşmesini çok geciktirir. Bu nedenle yumuşak bir malzeme ile (mesela bir çift çorap) bölgeye baskı uygulamalı ve o şekilde bandajlamalıdır. Bandajı ayağın altından geçirerek 8 şeklinde yapınız. Varsa bir sünger de baskı için kullanılabilir. Baskının çok sert olması gerekmez, sadece doğru bölgeye uygulanmalıdır. Ayak ilk 24 saat içinde mümkün olduğunca kalp seviyesinden daha yüksekte tutulmaya çalışılarak dinlenilmelidir. Eğer burkulma anında buz varsa onu da kullan, ama buzun kırılmış olması ve torbanın ayağın biçimini alması gerekir, çünkü baskı uygulamasını engellememelidir. Buzun etkisi basınç uygulamasının aynıdır, damarlar daralır ve kanama azalır. Buzu sakın doğrudan deri üzerine uygulama, arada bir bez bulunsun. Buza dayanabildiğin kadar dayan sonra baskı uygulamaya devam! Bu ikisini dönüşümlü olarak uygulamak en iyi sonucu verir.
Bu süre içinde sıcaktan olabildiğince kaçın, bileğini sıcak suya sokma veya ısıtıcı kremler kullanma sakın! Alkol alma, aspirin gibi kanı sulandırıcı ilaçlar alma. En az 24 saati böyle dinlenerek geçireceksin. Eğer ağrı azalmaz, ve geceyi iyi geçiremezsen sabaha doktora gitmelisin.

Ayak bileği yaralanmalarının büyük kısmı iyi bir muayeneye basit bir röntgen eklenmesi ile yeterli derecede değerlendirilebilir. Nadiren tomografi veya MR gerekebilir.


Tedavi


En sık görülen yaralanma dış bağ yırtılmalarıdır. Çok hafif olanları (grade I) dışında büyük çoğunluğuna alçı uygulanması gerekir. Alçı uygulanmayan vakalarda bağlar tam formunda iyileşemez ve ayak bileğinde sürekli burkulmalar olur. Ayak bileğinin fizyolojik öne-arkaya hareketine yuvarlak bir hareket eklenir. Bu da zamanla kireçlenmeye neden olur. Günümüzde üzerine kolaylıkla basılabilen, banyo yapılabilen, üzerine ayakkabı giyilebilen alçı teknolojileri nedeniyle risk almak son derece anlamsız hale gelmektedir. Alçı süresi yaralanmanın ağırlığına göre 3-6 haftadır. Çok ciddi olanlarda ameliyat gerekebilir.

İç bağlar nadiren yırtılır ve büyük kısmına cerrahi müdahale gerekir. Aksi halde bağ iyileşmez ve dış bağ yırtıklarına benzer biçimde öğütücü bir hareket gelişir ve kısa süre (1-3 yıl) ciddi kireçlenmeler oluşur.

Fibulanın ayak bileği ekleminin dış kısmındaki bölümüne dış malleol denir. Dış malleol kırıkların tek başına ve kaymamış ise 6 hafta süren bir alçı yeterlidir. Dış malleol kırıkları iç bağ yırtığı ile birlikteyse kısa süreli bir çıkık oluşur . Çekilen filmlerde çıkık yerine oturmuş olarak görülse bile operasyon mutlaka gerekir.

Tibianın eklemin iç desteğini oluşturan kemik çıkıntısın iç malleol denir. Buranın kırıklarının büyük çoğunluğu ameliyatı gerektirir.


Zamanında tedavi edilmeyen bağ yaralanmalarına ait problemlerde rekonstriksiyon ameliyatları gerekebilir.

Türkiye’nin En İyi Gezi Blogları

Kendi kategorilerindeki en iyi blogları sizlere tanıtmaya devam ediyorum ve bu olay oldukça keyifli olmaya başladı. Araştırma yaparken onlarca yeni blogla tanışmış oluyorum. Başarı hikayelerinden bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum.

 

Yemek bloglarıyla başladığım, moda blogları, kişisel bloglar ve teknoloji bloglarıyla devam ettiğim blog turunda sırada gezi bloglarında.

 

İtiraf etmeliyim ki gezi bloggerları benim en kıskandığım blogger türleri. Düşünsenize yeni yerler görüyorlar, yeni insanlarla tanışıyorlar, farklı maceralar yaşıyorlar ve bunları blog yazarak okuyucuyla paylaşıyor. Kıskanmamak elde değil : )

 

En iyi gezi bloglarını listelerken çok zorlandım. Zira bu kadar çok ve kaliteli gezi bloglarının varlığından haberdar değildim. Bu yüzden önceliği bir kaç istisna dışında yazılarına duygu ve heyecan katan, amatör ruhla yazılmış bloglara verdim. İşte benim gözümden Türkiye’nin en iyi gezi blogları…

 

 

Az Gezmiş

 

Az Gezmiş

 

Zehra Arslan ve Hakkı Ceylan’ın Türkiye’ de ve Dünya’ da gezip gördüklerini, fotoğrafladıklarını paylaştıkları, bu arada gezecek olanlar için ipuçları niteliğinde bilgiler verdikleri bir paylaşım ortamı olmuş durumda.

 

 

I Can Travel

 

I can travel

 

Kerimcan Akduman’ın gezdiği şehirlerden, seyahat etmeye dair pratik ip uçlarına kadar bir çok konuyu yazdığı kişisel gezi blogu I Can Travel 2008 yılından beri yayında ve çok sayıda takipçisi var.

 

 

Gezentigiller

 

gezentigiller

 

Gezmeyi çok seven Hasan ve Şahika çiftinin 2009 yılından beri gezdikleri gördükleri yerleri yazdıklları sıcak bir blog. Giitikleri yerlerde yaşadıklarını bloglarında yazarak hem anılarını canlı tutmak, hem de o yerlere gitmek isteyenlere fikir  vermeyi amaçlıyorlar.

 

 

Gezmek Güzel

 

Gezmek Güzel

 

Gezmeyi seven bir ailenin, gezilerini paylaşarak buralara seyahat edeceklere fayda sağlamayı amaçladıkları bir blog. Özellikle yurt dışı seyahtine çıkacaklar için güzel bir klavuz.

 

 

Gezgin Martı

 

Gezgin Martı

 

Listeye son olarak eski bir okuyucumu (hala takip ediyor mu emin değilim) ekleyeceğim. Gezi bloglarına olan merakım ve hayanlığım kendisinin bir sorusu üzerine blogunu ziyaret etmemle başlamıştır. Gezdiği gittiği yerleri eğlenceli fotoğraflarla ve enerjik yazılarla anlatması çok hoşuma gitmişti. 2007 yılından beri aynı enerjiyle blog yazmaya devam ediyor.

 

 

Aslında tanıtılacak, çok kaliteli onlarca gezi blogu daha var ama listeyi çok uzatmak istemiyorum. Ve yazının başında da dediğim gibi daha çok amatör ruhla ve samimi bir dille yazılan blogları tanıtmayı tercih ettim. Keyifli okumalar…