29 Mayıs 2013 Çarşamba

Blogger Sekmeli İçerik Kutusu Eklentisi

Blogunuzun sidebarına ekleyeceğiniz bu eklenti ile tek bir gadgetlık alana birden fazla gadget sığdırabileceksiniz. Nasıl mı? Bu eklentide tab yani sekmeler bulunuyor. Her bir sekmeye farklı içerik ekeyebiliyorsunuz. İster resim, ister metin, ister video. Böylece hem kullanışlı hem de şık bir sidebar eklentisine sahip olabileceksiniz.

 

Tabbed Gadget

Eklenti resimde gördüğünüz şekldedir. Bu eklentiyi blogunuza eklemek için Blogger kumanda paneline girdikten sonra Yerleşim > Gadet Ekle > HTML/JavaScript yolunu izleyerek aşağıdaki kodları yapıştırmanız yeterli.

 

<!-- Blog Hocam Sekmeli İçerik Menüsü -->
<style type="text/css">
ul.tabs {
margin: 0;
padding: 0;
float: left;
list-style: none;
height: 32px;
border-bottom: 1px solid #999999;
border-left: 1px solid #999999;
width: 100%;
}

ul.tabs li {
float: left;
margin: 0;
cursor: pointer;
padding: 0px 4px ;
height: 31px;
line-height: 21px;
border: 1px solid #999999;
border-left: none;
font-weight: bold;
background: #EEEEEE;
overflow: hidden;
position: relative;
width:50px;
}

ul.tabs li:hover {
background: #CCCCCC;
}

ul.tabs li.active{
background: #FFFFFF;
border-bottom: 1px solid #FFFFFF;
}

.tab_container {
border: 1px solid #999999;
border-top: none;
clear: both;
float: left;
width: 100%;
background: #FFFFFF;
}

.tab_content {
padding: 10px;
font-size: 1.2em;
display: none;
}

#container {
width: 280px;
margin: 0 auto;
}
</style>
<script type="text/javascript" src="http://ajax.googleapis.com/ajax/libs/jquery/1.4.2/jquery.min.js"></script>

<script type="text/javascript">
$(document).ready(function() {
$(".tab_content").hide();
$(".tab_content:first").show();
$("ul.tabs li").click(function() {
$("ul.tabs li").removeClass("active");
$(this).addClass("active");
$(".tab_content").hide();
var activeTab = $(this).attr("rel");
$("#"+activeTab).fadeIn();
});
});
</script>

<div id="container">
<ul class="tabs">
<li class="active" rel="tab1">Tab1</li>
<li rel="tab2">Tab2</li>
<li rel="tab3">Tab3</li>
</ul>
<div class="tab_container">
<div id="tab1" class="tab_content">
<p>İçerik
</p>
</div>
<div id="tab2" class="tab_content">
<p>İçerik
</p>
</div>
<div id="tab3" class="tab_content">
<p>İçerik
</p>
</div>
</div>
</div>
<!-- Blog Hocam Sekmeli İçerik Menüsü -->

 

- Kodlarda mavi renkle gösterdiğim Tab1, Tab2, Tab3 yazan yerler sekmelerin başlıklarıdır. Örneğin 1. sekmenin içeriğine favori linklerinizi koyacaksanız Tab1 başlığını Linkler olarak değiştirebilirsiniz.

 

- Mor renkle gösterdiğim yerlere o sekmeye ait içeriğin HTML kodlarını yazabilirsiniz. Sekme içerisinde resim göstermek için oraya şöyle bir kod ekleyebilirsiniz:

 

<img src="https://resim.png" />


Takıldığınız bir yer olursa yorum bölümünden sorabilirsiniz.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Takıntılarınızın Kölesi Olmayın!

"Ellerimi yıkamadan duramam, kıyafetlerimi temiz olduğuna inana kadar yıkıyorum, bulaşık makinesi benden iyi temizleyemez, kapı kollarına dokunamam, başkasının evinde tuvalete giremem" diyenlerden misiniz? Dikkat, aşırı temizlik düşkünlüğü hastalık belirtisi… 

Halk arasında temizlik hastalığı olarak bilinen Obsesif Kompulsif kişilik bozukluğu hem kişiyi hem de çevresindekileri hasta ediyor. Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Dr. Mehmet Yavuz, her 100 kişiden ikisinde görülen temizlik hastalığı hakkında bilgiler verdi.

- Temizlik hastalığı nedir?
Temizlik hastalığı olarak adlandırılan bu hastalık aslında Obsesif Kompulsif bozukluklardan bir tanesidir. Takıntılı şekilde temizlik tutkunluğu, her şeyin kirli olduğu hissine inanma ve her şeyi sürekli yıkama silme gibi eylemlerin sürekli tekrarlanması temizlik hastalığı olarak adlandırılır. Bunun altında yatan sebep anksiyete bozukluğu, şüphecilik ve emin olamama hissi, saplantılı düşüncelerdir. Diğer tüm takıntılarda olduğu gibi aynı süreci izler. Kişi bu bozuklukların mantık dışı olduğunu bildiği halde kendi davranışlarını engelleyemez. İstem dışı davranışlarını sürekli tekrarlayarak engellemeye çalışır. Saplantılı düşünceden kurtulmaya ve unutmaya çaba gösterir. Fakat başarılı olamaz. Örneğin elini yıkadığı halde emin olamadığı için tekrar yıkayabilir. Bu hastalık tedavi edilebilir bir hastalıktır. Fakat tedavi edilmediğinde ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabilir.

Aileden Miras Kalabilir!

- Temizlik hastalığının belirtileri nelerdir?Kişi sürekli ellerini yıkar, evi temizler, eve gelen bir misafirin ardından kullandığı her şeyi temizleyebilir. Zamanın çoğunu temizlik yaparak harcar. Kirli olduğunu düşündüğü her nesneyi yıkar ve temizlemeden kullanamaz.

- Temizlik hastalığına etki eden faktörler nelerdir?
Aslında takıntılara sebep olabilecek pek çok neden öne sürülmekteyse de kesin olarak nedeni bilinmemektedir. Biyolojik, psikolojik, çevresel faktörler neden olabilir. Ailesi çok düzenli ve titiz ya da aşırı kuralcı olan bir çocukta bu tür saplantılı düşünceler ve buna bağlı olarak saplantılı davranış biçimleri gelişebilir. Örneğin annesi çok titiz olan bir çocuk ileride temizlik hastalığına yakalanabilir. Aynı zamanda yakın bir dönemde yaşadığı acı bir olay da takıntılara sebep verebilir. Örneğin vefat, iflas, boşanma gibi yaşanan zor süreçlerden sonra Obsesif Kompulsif düşünceler ve eylemler görülebilir.

Kendilerine Zarar Veriyorlar

- Takıntılı kişilik durumları yaşamı nasıl etkiler?
Öncelikle kişinin sosyal ve iş yaşantısı bozulur. Aşırı temizlik tutkusundan ötürü çevresindeki arkadaşları evine gelmek istemeyebilir. Kendisini bu durum karşısında mutsuz hisseder. Aynı zamanda bu tarz hastalıklarda kişi en çok kendisine zarar verir. Zamanın çoğunu temizliğe ayırdığı için zaman kaybı yaşar diğer yapması gereken hiçbir şeye konsantre olamaz. Gerek ev ve sosyal çevresiyle gerekse iş ortamı ile ilişkileri bozulur. İş performansı önemli derecede olumsuz etkilenir. Evli ise eşi ve çocuğu ile iletişim bozukluğu yaşar. Kendisini temizlik yaparak sürekli hırpalar, günün sonunda yorgun ve bitkin düşer. Bir dönem sonra kişi bedensel olarak da belirli rahatsızlıklara zemin hazırlamış olur. Örneğin bel, kas eklem ağrıları bu dönemde ortaya çıkabilir. Aynı şekilde zamanında tedavi olunmazsa bireyde depresyon gibi psikolojik birçok rahatsızlık da ortaya çıkabilir.

Simetri ve Kontrol Takıntısı...

- Diğer obsesisif kompulsif bozukluklar nelerdir?
Sürekli kontrol etme “ütünün fişini çekmiş miydim, kapıyı kilitlemiş miydim, ocağı kapatmış mıydım” gibi sorular sürekli sorulur. Kişide emin olamama durumu, simetrik olarak nesnelerin düzenli durmasını istemek, ihtiyaç olur düşüncesi ile eşya ve giysileri biriktirmek, günah işlemekten korkma gibi nitelendirilen birçok takıntılı davranış bozukluğu sıralanabilir.

- Obsesif kompulsif kişilik ile takıntılı kişilik arasındaki farklar nelerdir?
Toplum arasında Obsesif olarak adlandırılan her kişi takıntılı kişilik bozukluğu yaşıyor olarak değerlendirilmez. Takıntılı kişilikte birey tutucu, titiz, garantici, sorgulayıcı tavırlar gösterebilir fakat bu durumdan şikâyetçi değildir. Bunu diğer kişilerden daha üstün bir özellik olarak adlandırabilir. Hatta bu kişiler çalıştıkları iş yerlerinde denetleyici özellikleri iyi olduğu için şef, müdür gibi konumlara getirilirler. Onlar davranışlarından şikâyet etmeyebilir fakat çevresindekiler bu özelliklerinden dolayı onlardan rahatsız olabilir.
Obsesif Kompulsif bozukluklarda ise tam tersi bir durum söz konusudur. Kişi kendisinde oluşan aşırı şüphecilik ve saplantılı davranışlarından rahatsız ve mutsuzdur.

Takıntılarından Dolayı Suçlamayın

- Nasıl tedavi edilir?
Bazı araştırmacılar bu hastalarda beynin ön kısmı olan frontal kortex ile içyapılardan bazal ganglionlar arasında iletişim kopukluğu olduğunu ileri sürmektedir.  Tedavide amaç öncelikle var olan hastalığı tedavi etmek sonra da hastalığın tekrarlamasını önlemektir. Bu amaçla üç tedavi yöntemi kullanılmaktadır. Seçici serotonin geri alım inhibitörleri kullanmak. (Antidepresan ilaçlar) Bilişsel davranışçı terapi uygulamaları TMS (Transkranial Manyetik Stimülasyon) tedavide kullanılabilir.

OKB’de tedavi oldukça zor ve uzun solukludur. Genellikle ilaçlar nispeten daha yüksek dozda ya da birkaç ilaç kombine şeklinde uygulanır. OKB, tedavisi zor olan bir süreçtir. Ancak yine de üstesinden gelinemeyecek bir hastalık değildir. Son zamanlarda ilaç tedavisi ile birlikte uygulanan, TMS tedavisinin oldukça etkili olduğu görülmektedir. TMS, sağladığı manyetik vurular ile bir nevi resetleme yaparak, frontal korteks ile bazal ganglionlar arasında ki uyumsuzluğu ortadan kaldırabilir ve böylece çok etkili ve çarpıcı sonuçlar verebilir.
Ayrıca, Obsesif Kompulsif bozukluklar kaygı hastalığı olduğu için “Davranışçı Tedavi” olarak adlandırılan eğitimsel terapi yöntemleri fayda sağlayabilir. Hastanın kirli olduğunu düşündüğü nesne ile temas etmesi sağlanır.

Obsesif Kompulsif bozukluklar inatçı hastalıklardır. Yenilemeler ve gerilemeler görülebilir. Terapi, ilaç tedavisi birlikte uygulandığında daha iyi sonuçlar verebilir. Ailenin davranış şekli bu konuda çok önemlidir. Aile takıntılarından dolayı kişiyi suçlamamalı, bunun bir hastalık olduğunun bilincine vararak, kişiyi en kısa zamanda tedavi ettirmelidir.

Suda Kolay Zayıflama Egzersizleri

Hem eğlenceli dakikalar yaşamak hem de forma girmek ister misiniz? 

1 hafta boyunca her gün yapacağınız 7 su egzersiziyle tatil dönüşündeki farkı fotoğraflarda bile göreceksiniz. Çünkü bu egzersizleri, diyetle destekleyerek, 7 günde tam 1 beden incelmeniz mümkün.

Kol Egzersizi

İki ayağınızı yere basın ve sırtınızın dik olmasına özen gösterin. Ellerinizi omuzlarınıza dirsekleriniz açık olacak şekilde yerleştirin. Bir aşağı bir yukarı hareket ettirin. Ardından, biraz eğilerek sol kolunuzu sağ bacak dirseğinize yaklaştırın ve bu hareketi birkaç kez tekrarlayın. Bunu yaparken derin nefes alıp vermeye dikkat edin.
Daha İyi Sonuç İçin: Egzersiz sırasında dirseklerinizi çok kırmayın. Vücudunuza dikey konumda olmalarına dikkat edin.

Karın Egzersizi

Omuzunuz da içeride olacak şekilde suyun içine girin. Ellerinizi ve kollarınızı öne doğru yatay şekilde uzatın. Şimdi de bir aşağı, bir yukarı hareket ettirin. Daha sonra ellerinizi karnınıza doğru birleştirerek ileri geri hareketlerle basınç uygulayın. Karın bölgenize uyguladığınız bu basınç sayesinde fazla yağlarınızdan kurtulabileceksiniz.
Daha İyi Sonuç İçin: Karnınızın Basıldığını hissedin. Düzenli nefes alarak karın kaslarınızın çalışmasına yardım edin.

Omuz Egzersizi

Bacaklarınızı hafifçe açın. Kollarınızı, elleriniz önde, omuz yüksekliği hizasına kadar kaldırın ve hemen ardından dizinize kadar alçaltın. Bu hareketi 5 kere tekrarlayın. Daha eğlenceli hale getirmek istiyorsanız avuç içleriniz size dönük şekilde tekrar edin.
Daha İyi Sonuç İçin: Kollarınızı ön kısmını çalıştırmak için dirseklerin vücudunuza değecek biçimde tutun.

Göğüs Egzersizi

Kollarınızı geniş biçimde açarak bir bacağınızı geriye atın. Diğer bacağınızdan da destek alabilmeniz için vücudunuzun ağırlığını öne bırakın. Kollarınızı mümkün olduğu kadar uzakta çapraz şekilde tutun. Suyun basıncına karşı bu şekilde dengede durmayı deneyin.
Daha İyi Sonuç İçin: Çapraz hareketlerle kollarınızla suyu hızlıca çalkalayın. Karın kaslarınızın hızlıca hareketlendiğini hissedeceksiniz.

Kalça Egzersizi

Bir bacağınızı yere koyun, diğerini dik açı yapacak şekilde havaya kaldırın ve sağa doğru açın. Bu şekilde dengede durmayı deneyin. Ardından aynı duruşu diğer bacağınızla tekrarlayın.
Daha İyi Sonuç İçin: Dizinizi sağa doğru kaldırın ve bu şekilde dengede durmayı deneyin Böylece karın kaslarınızı harekete geçireceksiniz

Bacak Egzersizi

Bacağınızı gergin şekilde kırmadan öne doğru kaldırın. Kollarınız da bacağınıza dikey konumda dursun. Sağ bacağınızı kaldırarak kollarınızla bacağınıza uzanmaya çalışın. Bu hareketi daha sonra sol bacağınızla uygulayın.
Daha İyi Sonuç İçin: Sırtınızın kambur olmamasına dikkat edin. Sırtınız dik konumdayken kaslarınız daha fazla çalışacak.

Baldır Egzersizi

İki bacağınızı açarak parmak ucunda durun. Bacaklarınızın gergin olmasına özen gösterin. Bacaklarınızla makas hareketi yapın ve bu şekilde seke seke yürüyün. Bu şekilde kalçalarınızın sıkılaşmasına olanak tanıyacaksınız.

Daha İyi Sonuç İçin: Egzersiz boyunca parmak ucunda durun. Kalçalarınızı sıkıp dengede durmaya çalışın. Böylece vücudunuzun sıkılaştığını hissedeceksiniz.

Etkiyi Artırın

Suya Gömülün: Omuzlarınızın da suyun içinde olduğundan emin olun. Bu konum hareketlerinizi daha yumuşak yapmanıza olanak sağlayacak.

Ritmi Hızlandırın: Egzersizi ne kadar hızlı tekrar ederseniz, suya karşı dayanıklılığınız bir o kadar artacak ve hareketlerden elde ettiğiniz sonuç daha etkili olacak. Ayrıca suyun yumuşaklığı hareketlerinizi uygulamada size yardımcı olacak.

Her Harekete Ayakla Başlayın: Suyun içinde 5 ya da 7 dakika boyunca koşun. Bacaklarınızı kendinize doğru çekin. Topuğunuzu kalçalarınıza doğru kaldırın.

Vücudunuzun Konumunu Gözlemleyin: Egzersizin doğru etkiyi sağlaması için vücut pozisyonunuzun doğru olması gerekir. Sırtınızın dik, karın ve kalçaların ise sıkı olmasına özen gösterin.

Kendinizi Motive Edin: Her egzersizi birkaç kere tekrarlamanız gerekiyor. Eğer hızlı ve çevik hareket ederseniz egzersizler çok zamanınızı almayacak. Bu şekilde vücudunuz efor sarfedecek ve kaslarınızın hızlıca enerji yakmasını sağlayacaksınız.

Terleyin: Doğru egzersizin ilk kuralı, kasların ihtiyacı olan oksijeni elde etmesi. Bunun için düzenli olarak derinden nefes alın. Ne kadar çok hareket ederseniz o kadar çok terleyeceksiniz. Düzenli olarak tekrar ettiğiniz sürece fazla yağlarınızdan kurtulduğunuzu fark edeceksiniz. (Formasante)

Osteoporoz Erkekleri de Vuruyor

Halk arasında "kemik erimesi" olarak bilinen ve daha çok kadınları etkilediğine inanılan osteoporoz erkeklerde de önemli sağlık sorunlarına yol açıyor. Özellikle emeklilik sonrasında hareketsiz bir yaşam süren ve sigara kullanan erkeklerde rastlanan bu hastalık, 50 yaş üzerindeki 5 erkekten 1'ini tehdit ediyor.

Osteoporoz hastalığıyla ilgili son gelişmeler ve tedavi yöntemleri Ankara’da düzenlenen "21. Yüzyılda Osteoporoz Sempozyumu"nda ele alındı. Sempozyum Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal, osteoporozun, dünya genelinde yılda 1.5 milyon kırığın etkeni olan ciddi bir toplum sağlığı sorunu olduğunu belirtti.

Osteoporozun önceleri daha çok kadınları etkilediğinin düşünüldüğünü söyleyen Kutsal, ancak yapılan araştırmaların bu hastalığın erkekleri de yakından etkileyen bir sağlık sorunu olduğunu ortaya çıkardığını aktardı.

Kutsal, Türkiye Osteoporoz Derneği tarafından 18-89 yaşları arasındaki 10 bin 489 kişi üzerinde yapılan kemik tarama ve sağlığı araştırmasına göre, 45-65 yaşları arasındaki erkeklerde sigaraya ve hareketsiz yaşam tarzına bağlı olarak bu hastalığın ortaya çıktığını belirtti.

Hareketsiz Yaşam Hastalığı Tetikliyor

Erkeklerde osteoporozun genelde kullanılan ilaçlara ya da bazı hastalıklara bağlı olarak ortaya çıktığını ifade eden Kutsal, "Ancak, araştırmamıza göre özellikle emeklilik sonrasına denk gelen bu dönemde erkekler kahvehanelere kapanıp hareketsiz bir yaşam sürmeye başlıyor. Bunun üzerine bir de sigara kullanımı eklenince osteporoza yakalanmaları kaçınılmaz oluyor. Bu yaş grubundaki her 6-7 erkekten birinde osteoporoz görülüyor!" dedi.

Hastalıktan Korunmak Çok Önemli

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Atalay da, Türkiye’de yaşam süresinin artmasına paralel olarak bu hastalığın görülme sıklığının da arttığına işaret etti.

Hastaların yaşam kalitelerinin bozulması ve oluşan kırıklar nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunu olan osteoporozun tedavisinin de ekonomiye büyük bir yük getirdiğini ifade eden Atalay, şunları söyledi: "Bu nedenle hastalıktan korunmak çok önemli. İlk adım toplumun kemik kütlesini doruk noktaya çıkartmak olmalıdır. Bunun için doğum ve bebeklikten başlayarak doğru beslenme alışkanlıkları geliştirilmelidir. Anne sütüyle beslenme, küçük yaşlardan itibaren D vitamini ve yeterli kalsiyum alınması, güneş ışınlarından yeterince yararlanma son derece önemli. Bunların hepsi bir arada olursa doruk kemik kütlesine ulaşılabilir. Hükümet politikaları bu noktada devreye sokulmalı. Gerekli önlemler alınırsa ilerde ülkemizde hastalığın görülme sıklığı azalabilir."

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksal Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülay Dinçer de, osteoporoz konusunda halkın bilinçlendirmesinin önemine işaret ederek, "Sessiz seyrettiği ve diğer travmatik kırıklar gibi olmadığı için, bu hastalar omurga kırıklarının farkına varmaz. Daha çok omuz ve sırt ağrısı olarak algılanır ve yanlış tedavi uygulanabilir. Bu nedenle hem hekimlerin hem de hastaların tanı açısından daha fazla bilinçlendirilmesi gerekir" diye konuştu.

Hayat boyu kalsiyum yönünden zengin besinlerle, süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi gerektiğini ifade eden Dinçer, "Bu kadar güneşli bir ülkede yeterince D vitamininden yararlanamıyoruz" dedi.

Kalça Kırıkları Ölüme Yol Açabilir

Yapılan araştırmaya göre, ileri yaşlardaki kalça kırıkları, yüzde 20 oranında kırığı takip eden ilk bir yıl içinde ölüme neden olurken, sağ kalan hastaların yüzde 80’i günlük yaşam aktivitelerinde bağımlı hale geliyor.

Türkiye Osteoporoz Derneğinin kemik tarama ve sağlığı araştırmasına göre, kemik yoğunluğu Türk erkeklerinde 18-29, kadınlarda ise 30-39 yaşları arasında en yüksek değere ulaşıyor.

Kemik yoğunluğundaki kayıp erkeklerde 40-50’li yaşlarda, kadınlarda ise 49 yaşından sonra başlıyor.

Kemik yoğunluğunu etkileyen en önemli faktörler ilerleyen yaş ve düşük vücut kitle indeksi olarak belirlendi.

50 Yaş Üstü 5 Erkekten 1'inde Görülüyor

Cenevre Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Profesörü ve Uluslararası Osteoporoz Vakfı Temsilcisi Rene Rizzoli ise, hastalıkla mücadelenin 3 ayağının, hasta ve hekimlerin bilinçlendirilmesi ve yetkili mercilerin hastalığın halk sağlığı üzerinde tehdit olduğunun farkına varması olduğunu söyledi.

50 yaş üzerindeki 2 kadından ve 5 erkekten 1'inde bu hastalığın görüldüğüne dikkati çeken Rizzoli, dünyadaki son tedavi yöntemleriyle ilgili de bilgi verdi. Kemik yıkımını önleyen ilaçların en çok kullanılanlar olduğunu belirten Rizzoli, bunların yanında yeni kemik oluşumu ve formasyonu için de ilaçlar bulunduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Georges Boivin de, yapı, şekil ve mineralleşme derecesi gibi kemik kalitesini belirleyen unsurların doğuştan geldiğini, mikro hasar ve kırıkların sayısının artmasının, kemikte kırılmalara yol açabildiğini belirtti.

Almanya’daki Der Fürstenhof Kliniğinin Başkanı ve Uluslararası Osteoporoz Vakfı Temsilcisi Prof. Dr. Helmut Minne ise, osteoporozun görülmesinde yaşam süresinin uzamasının önemli olduğunu ifade ederek, "24 saat sağlıklı yaşasanız bile yaşlandıkça hastalıklara meyil artar. Bu nedenle osteoporuzu önlemek derken, geciktirmek söz konusu olabilir. Bunun için de kırıkların azaltılması yönünde bilgilendirme çok önemli" diye konuştu.

Siz hangi aşıklardansınız?

Aşk, belki de insanoğlunun en çok peşinde koştuğu duygu. Ama aşktan aşka da fark var; kimi kısa zamanda başlayıp saman alevi gibi yaşanıp bitiyor, kimi uzun yıllar sürüp gidiyor. Peki sizin aşkınız hangisi?

Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nden psikolog Orhan Öztürk aşkın 7 tipi olduğunu söylüyor.

Tarih boyunca romancılar, şairler, düşünürler, sanatçılar aşk konusundan ilham almış, aşk hakkında sayısız eser yarattılar ve yaratmaya devam ediyorlar. Ama aşk yalnızca sanatçıların konusu değil. bilim insanları da son 50 yıldır sistematik şekilde inceliyorlar. Psikologlar aşık olmanın insan duygu, düşünce ve davranışındaki etkilerini daha iyi anlamak için modeller geliştirirken; sinirbilimciler aşkın psikobiyolojik kökenini keşfetmek adına önemli deneyler yapıyor ve karşılaştırmalı metodlarla insanlarla hayvanları kıyaslayarak hangi organik süreçler aşkın doğasını idare ediyor sorusuna yanıtlar vermeye çalışıyorlar. Artık günümüzde aşk bilimi üzerine kitaplar yazıyor, sempozyumlar düzenliyor hale geldik. “Aşkın 7 hali” ise yüzlerce aşk kuramından yalnızca biri...

Platonik aşklar, patolojik (hastalıklı) aşklar, karasevda gibi durumlar haricinde aşk, iki kişi arasında yaşanan ortak bir süreç. Aynı aşıklar gibi aşklar da doğuyor, büyüyor, şekil değiştiriyor ve ölüyor. Bu aşklarda üç farklı özellik ve bu özelliklerin birbiriyle ilişkisi 7 aşk tipini ortaya çıkarıyor. Bu üç özellik şöyle sıralanıyor: “Yakınlık, Tutku ve Bağlılık”. 7 aşk tipini daha iyi anlayabilmek için bu üç temel özelliğin daha detaylı bilinmesi gerekiyor.

Yakınlık: Taraflar arasında kurulan karşılıklı duygusal bağ olarak ifade edilebiliyor. Yakınlık özelliği sayesinde ilişkide sıcaklık, samimiyet, duygusal destek, iletişim, anlayış, huzur, beraber geçirilen zamandan keyif alma durumları gelişiyor.

Tutku: Tutku aşkın psikofizyolojik boyutu olarak tarif ediliyor. Heyecanlanma, sevgilinin yanında olunca soluğun kesilmesi, kalp çarpıntısı, genel bir uyarılmışlık hali, enerji artışı, erotizm, fiziksel çekicilik, dikkatin sevgiliye odaklanması ve takıntılı şekilde sevgiliyi düşünme gibi özelliklerle kendini belli ediyor.

Bağlılık: Çiftler arasındaki karşılıklı bağımlılık, her şeye rağmen birlikte olmayı isteme, ortak bir hayat hedefi oluşturma ve sürdürme özelliği olarak açıklanıyor.

Bu üç temel özellikten her birinin tek başına veya diğer özelliklerle birlikte bulunması durumlarında 7 farklı aşk tipi oluşuyor:

1) Sadece “bağlılık” (Boş aşk): Tutku ve yakınlığın olmadığı, sadece hayat birlikteliğinin olduğu birliktelikler. Bu durum özellikle görücü usulü ile evlenme ve beşik kertmeliğinin yaygın oluğu toplumlarda (ve tabii ki ülkemizde) sıklıkla görülüyor. Bu tip boş aşk´lar ilerleyen dönemlerde diğer özelliklerin etkilenmesiyle şekil değiştirebiliyor; aynı şekil dolu aşklar da zamanla tutku ve yakınlık boyutunu yitirip boş aşk’a dönüşebiliyor.

2) Sadece “tutku” (deli dolu aşk): Genelde çoğu aşığın ilk planda ve en heyecanlı hissettiği, cicim aylarının deli dolu yaşandığı, desteğini erotizm ve cinsellikten alan aşk. Yakınlık özelliği de geliştiğinde bu deli dolu aşklar romantik aşklara evrimleşiyor; aksi taktirde yakınlığın ve bağlılığın olmadığı durumlarda genellikle kısa sürüyor. Bu kişiler birkaç gün veya hafta evli kalıp hemen boşanma davası açabiliyor ya da 40´lı yaşlarında beşinci eşinden de ayrılabiliyorlar.

3) Sadece “yakınlık” (arkadaşça aşk): Yakınlık ve hoşlanma dışında tutku içermeyen, uzun süreli olmayan aşklar. Bu tip aşkta taraflar genellikle partnerlerine ilişkin cinsel çekim hissetmezler. Arkadaşça aşklarda kısa süreli iyi anlaşma, “kardeş gibi sevme”, geçici heves, bittiğinde hemen unutma ama hatırlandığında saygı duyma gibi hallere sıklıkla rastlanıyor.

4) “Yakınlık” ve “tutku” (romantik aşk): Hem fiziksel çekimin hem de ruhani çekimin yoğun hissedildiği aşklar. Romantik aşklarda duygu yoğunluğu ve sevilen kişinin arzulanması ilişkinin dolu dolu hissedilmesine sebep oluyor. Geçmişteki unutulmayan aşk deneyimleri genellikle bu tip aşklardan kaynaklanıyor. Ancak ne fiziksel çekicilik ne de yakınlık hissi, ilişkinin kalıcı olması açısından tek başına yeterli olmuyor.

5) “Yakınlık” ve “bağlılık” (dostluğun paylaşıldığı aşk): Çiftlerin birbirine yoğun yakınlık hissettiği, saygı ve sevgi çerçevesi içinde her türlü duygusal ve düşünsel paylaşımın engellenmeden yaşandığı, ancak fiziksel çekimin olmadığı aşklar. Uzun yıllar evli kalıp hiç münakaşa etmeyen, dışardan bakıldığında resmiyet görünümünün belirleyici olduğu, dengeli ve tutarlı birliktelikler sıklıkla bu tip birlikteliklerde görülüyor. Zamanla arzu ve fiziksel çekimin azaldığını hisseden çiftler de dostluğun paylaşıldığı aşk evrenine geçiş yapabiliyor. Bu tip durumlarda sadakatsizliklere de sıklıkla rastlanıyor. “Eşimi çok seviyorum ama artık bir şey hissetmiyorum” veya “30 sene beraberlikten sonra artık çekim hissedemiyorum” tarzı ifadelerin bulunduğu bu aşklar kimi zaman aşırı kıskançlıklara da gebedir.

6) “Bağlılık” ve “tutku” (arzu dolu aşk): Beraberliği ve evliliği uzun süre devam ettirmenin altındaki temel dürtünün arzu olduğu aşklar. Yakınlık faktörünün olmaması bu tip ilişkilerde ihtilafların ve tartışmaların belirgin olmasına yol açıyor, çünkü taraflar genellikle anlayışsız, bencil, yapıcı iletişim becerilerinden yoksun ve sabırsız oluyorlar.

7) “Tutku”, “yakınlık” ve “bağlılık” (eksiksiz aşk): Her üç boyutun da tamam olduğu, ideal aşklar. “Mükemmel çift, ruh ikizi, hayatımın aşkı” ve benzeri tanımlamaların yapılabilmesi için tutku, yakınlık ve bağlılık boyutlarının eksiksiz şekilde beraber bulunması zorunlu sayılıyor. Eksiksiz aşk, aşıklara müthiş bir ilişki deneyimi sunuyor. Eksiksiz aşkı elde etmenin zor, ancak devam ettirmen daha da zor olduğu biliniyor. İlişkiyi canlı tutmak için çaba sarfetmek, özverili olmak, etkili ve empatik iletişim sağlamak, sürprizlere açık olmak, cinsel açıdan aktif olmak, saygı ve anlayışı her şeyden üstün tutmak gerekiyor.

Cinsel Yaşamı Yok Eden Faktörler

Uzmanlara göre çiftler cinsel sorunlar nedeniyle cinsel ilişkiye ilgilerini kaybedip, cinsel hayatlarında keyifsizlik yaşıyorlar. İşte ilişkiyi çıkmaza sokan ve cinsel hayatı keyifsizleştiren nedenlerden bazıları...

İltihap ve Tahriş

Vajina girişindeki ve içindeki iltihaplar, vajinanın kayganlığını sağlayan bezlerin iltihabı ciddi ağrılara yol açıyor ve cinsel ilişkiyle bu ağrı artıyor. Travmatik faktörler, düşmeye bağlı tahriş cinsel ilişkide ağrıya neden oluyor. Kadınlarda vajinal sıvı yeterli olmayabilir ve bu ilişkiyi ağrılı hale getirebilir. Bazı kadınlar cinsel olarak uyarılmayabilirler (frijidite).

Ağrılı Cinsel İlişki

Alt karın bölgesinde rahmi ve rahmin arka boşluğunu ve tüpleri etkileyen hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabilir. Enfeksiyonlar, daha önce karın içinde geçirilen ameliyatlara bağlı karın içi yarıklar da ağrı nedenidir. Yumurtalıklardaki kistler, rahimdeki saplı miyomlar, karın zarı altındaki miyomlar da derin ağrıya neden olur. Cinsel ilişkinin başlangıcında ağrı olmasa bile ilişkinin ritmine bağlı olarak ağrı artar. Rahim boynundaki ve vajinaya doğru uzanan miyomlar ise cinsel ilişki sırasında kanamaya yol açar. Rahim boynundaki kanserlerde de cinsel ilişkide kanama meydana gelir. Bu yüzden ağrılı cinsel ilişki doktora başvurulması için çok önemli faktördür. Nedeninin kesinlikle belirlenmesi gereklidir. Historektomi, apandist ameliyatları ağrılı cinsel ilişkiye neden olmazlar. Ancak ameliyatın kalitesiyle ilgili bir sorun söz konusuysa, ameliyattan sonra yara izi kalmışsa cinsel ilişkide ağrı olabilir.

Bulaşıcı Hastalıklar

Genital herpes, bel soğukluğu, AIDS… Bu hastalıkların tedavi edilmediği takdirde kısırlıktan iç organ iltihabına, erken doğumdan anne karnındaki bebeğin ölümüne kadar pek çok ciddi sorun doğuruyor. Üstelik bazıları sadece cinsel ilişkiyle değil, yakın beden teması, öpüşmeyle bile geçebiliyor. Kimi hastalıklar ağrı, akıntı, idrar yaparken yanma gibi belirtiler verirken, kimileri ise sinsi sinsi ilerliyor. Bu hastalıkların fiziksel şikayetleri cinsel yaşamı da keyifsiz hatta imkansız kılıyor.

Kullanılan İlaçlar

Erkek cinselliğini etkileyen nedenlerin başında fiziksel olanlar geliyor. Özellikle belli bir yaştan sonra kalp sorunları için kullanılan birçok ilaç cinsel isteği ve performansı etkiliyor. Bu ilaçlar arasında: Hipertansiyon ilaçları; idrar söktürücü ilaçlar; Trankilizanlar; antidepressanlar ve göğüs ağrısı ya da düzensiz kalp atışı için kullanılan bazı ilaçlar. Bu tür ilaçlar cinsel dürtüyü ve normal cinsel fonksiyonu etkileyebiliyor. Erkeklerin cinsel yaşamını keyifsiz kılan sorunlar arasında ereksiyon olamama ya da ereksiyonu

Psikolojik Faktörler

Psikolojik faktörler cinsel ilişkiye yönelik ilgi ve kapasitenin azalmasında önemli rol oynuyor. Depresif, üzgün ruh hali, uyumada güçlük çekmek ya da çok uyumak, normalden daha çok ya da az yemek yemek, aşırı kilo ya da aşırı zayıflık bunlar arasında yer alıyor. Uzmanlar özellikle işte yaşanan stresin altını çiziyor ile stres ve yorgunluğun faturası cinsel isteksizlik olarak çıkar uyarısında bulunuyor.

Erkeğin kalbini kazanma yöntemleri

Görür görmez sizi etkileyen erkeğin kalbini kazanmak için ne tür taktikler uygulamanız gerektiğini biliyor musunuz? Alçak sesle konuşmak, hafifçe tebessüm etmek gibi zamanın kalp kazanma yöntemlerini öğrenmek istiyorsanız yazımızı okuyun…

Bir dönem, flört rehberleri inanılmaz popülerdi. Kadınlar ve erkekler birbirini etkilemeye çalıştıkları sürece de popüler olacak. Fakat bu rehberlerin çoğunda birbirleriyle çelişkili ifadeler var.

Aslında flörtün doğası kişiden kişiye değişiyor. Özellikle sizin ve karşınızdaki erkeğin verdiği tepkiler, aranızdaki iletişimin nasıl gelişeceğini belirleyen en önemli etkenler. Tabii, zaman ve mekân da bir o kadar önemli. Ancak görünen o ki, yeni kuşak genç kadınlar ve erkekler için flörtün anlamı epey değişti.

Sezgilerinizi kullanın

Artık zaman sınırlı ve kimsenin uzun oyunlara vakti yok. Üstelik imaların yerini isteklerin açıkça dile getirilmesi, annelerimizin zamanındaki romantik düşlerin yerini de cinsel dürtüler aldı. Yine de bazı doğrular temelde hiç değişmiyor ama biçim değiştirdikleri kesin. Neyse ki her duygusal ilişkinin hala bir flört evresi var.

Peki, acaba eski yöntemlerin hangisini kullanmaya devam etmeli, komik duruma düşmemek için hangisinden uzak durmalıyız? Bunu anlamak için hem iyi bir gözlemci olmalı hem de sezgilerimizi iyi kullanmalıyız.

Alçak sesle konuşun

Bunun sizi daha etkileyici ve seksi kılacağını düşünseniz de gürültülü bar ve kulüplerde söylediklerinizin hiçbir şekilde anlaşılmaması tehlikesi var. Üstelik konuşma biçimine takılırsanız sohbetin içeriğini de kaçırabilirsiniz.

Her insan gibi sizin de kendinize ait özel bir ses tonunuz ve konuşma biçiminiz var, bunu nereye kadar saklayabilirsiniz ki? Bu noktada ne söylediğinizin nasıl söylediğinizden çok daha önemli olduğu ve söylediklerinizin kişiliğiniz, sosyal konumunuz, zekânız ve birikiminiz konusunda karşı tarafa çok önemli ipuçları sunduğunu unutmayın. Ama siz yine de alçak sesle konuşmaya özen gösterin.

Konuşurken gülümseyin

Hala geçerliliğini koruyan bir flört taktiği. Ama tüm konuşma boyunca sırıtarak gülünç bir konumuna düşmemek için zamanlamayı iyi ayarlamak gerekir. Şen kahkahalarınızı sonraki aşamalara saklayarak hafif tebessüm edebilirsiniz. Ayrıca asla alaycı davranmayın çünkü henüz karşınızdaki erkeği yeterince iyi tanımıyorsunuz ve onun neyi kaldırıp, neyi kaldıramayacağını bilmiyorsunuz.

Bakıp, gözlerinizi kaçırın

Karşınızdaki erkeği etkilemek için bakışlarınızı uzun süre onun üstünde yoğunlaştırmayın. Çünkü bu durumdan rahatsız olabilir. Bunun yerine sevimli bir bakış atın ve daha sonra gözlerinizi kaçırın. Böylece onda daha gizemli bir etki bırakmış olursunuz.

İlk hareketi ondan bekleyin

Evet, bekleyebilirsiniz çünkü aranızda zaten bir elektriklenme olduysa bunu kısa bir süre içinde yapacak ve bu sizin kendinize olan güveninizi artırıp heyecanınızı yenmenizi sağlayacaktır. Hangi çağda yaşarsak yaşayalım bir erkeğin bir kadının yanına gidip konuşmaya başlaması daha kolay ve onlar nasıl bir diyalog kuracaklarını sanki doğuştan biliyorlar. Fakat eğer cesur bir kadın olduğunuzu kendinize kanıtlamak gibi bir amacınız varsa elbette siz de laf atıp sohbeti başlatabilirsiniz.

Bedeninizle sinyal gönderin

Kullanılabilir bir yöntem ama sinyallerin türünü iyi belirlemeniz gerek. Mesela elinizle saçlarınızı karıştırmanız etkileyicidir. Ama dudaklarınızı yalamanız ya da parmağınızı sürekli ağzınızda tutmanız en hafif tabirle komik olur. Ne de olsa bir Playboy kızı değilsiniz. Hangi jestin karşınızdaki erkeğin hoşuna gittiğini birkaç küçük denemeyle bulmalı ama bu jesti yaparken doğal görünmeye çalışmalısınız.

Blogger’da Yazıları Sonsuz Kaydırma İle Yükleme

Bildiğiniz gibi Blogger’da sayfalar arası geçişler Önceki Kayıtlar – Daha Yeni Kayıtlar linkleri ile yapılıyor. Navigasyon dediğimiz bu klasik sayfa geçşini modifiye etmek için daha önce 2 seçenek sunmuştum.

 

1. Navigasyon Linklerini Resimle Değiştirmek

2. Numaralı Sayfa Navigasyonu

 

Bu yazıda son zamanlarda çok sık karşılaştığımız bir sayfa navigasyonu seçeneğini paylaşacağım. Infinite scrolling yani sonsuz kaydırma adı verilen bu yöntem şu şekilde çalışıyor:

 

Blogger sonsuz scroll

 

Ana sayfada 7 kayıt gösterdiğinizi var sayalım. Normal şarlarda 7. kayıttan sonra bir resim veya link ile daha eski sayfaya geçi yapılması gerekir. Ancak bu eklentide 7. kayıttan sayfa aşağıya doğru kaymaya devam ediyor ve bir sonraki 7 kayıt yükleniyor. Bu döngü tüm yazılarınız gösterilinceye kadar devam ediyor.

 

Nasıl çalıştığını görmek için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

 

 

Bu eklentiyi bizimle paylaşan Manki’ye teşekkür ettkiten sonra eklentiyi canlı test etmek isteyenleri kendisinin bloguna yönlendirmek istiyorum.

 

Eklentiye blogunuza eklemek çok kolay. Blogger kumanda paneline girdikten sonra Yerleşim > Gadget Ekle > HTML/JavaScript yolunu izleyin ve aşağıdaki kodları yapıştırın.

 

<script src='http://code.jquery.com/jquery-1.7.1.min.js' type='text/javascript'></script>
<script src='https://dl.dropboxusercontent.com/u/60346665/BH-sonsuz-scroll.js' type='text/javascript'/></script>

 

İyi bloglar!

24 Mayıs 2013 Cuma

Ayaktaki Organ Haritası




Ayak tabanında hangi organının hangi kısmına bağlı olduğunu gösteren tablo aşağıdadır resmi büyülterek bakabilirsiniz.

Ayak tabanında bedendeki organlara bağlı tüm sinirlerin burada sonlandığı gerçekten doğrudur.
Bu noktalara her baskı yaptığımızda organlarımız harekete geçer ve düzgün çalışır.
Herhangi bir organınızda sorununuz varsa o organınızı gösteren bölgeye masaj yada basınç uygularsanız o organı harekete geçirip iyileştirebilirsiniz..
Yinede en iyi çözüm yürümeye ve koşmaya devam etmektir....

23 Mayıs 2013 Perşembe

FeedBurner’ın İncelikleri

Daha önce sık sık bahsttiğim FeedBurner, blogunuzun beslemelerini herkesle paylaşmanızı sağlayan ücretsiz bir Google ürünüdür. Daha önce FeedBurner kurulumu ve yapılması gereken temel ayarları anlattığım bir yazı yayınlamıştım. Fakat FeedBurner özellikleri ve marifetleri o yazıda anlattıklarımla sınırlı değil elbette. Gelin FeedBurner hesabınıza ince ayar yapalım.

 

 

1. E-Posta Abonelerinizi Görün

 

Biliyorsunuz FeedBurner’ın en güzel özelliklerinden biri beslemeleri e-posta ile ulaştırablmesi. Peki hiç blogunuzu e-posta ile takip edenlerin kimler olduğunu merak ettiniz mi? FeedBurner’da e-posta abonelereinizi görmek mümkün.

 

Feedburner mail aboneleri

 

Publicize > Email Subscriptions > Subscription Management > View Subscriber Details yolunu takip ettiğinizde blogunuza hangi e-posta adreslerinin kayıt olduğunu görebilirsiniz.

 

Burada e-posta adreslerinin yanında hangi tarihte abone oldukları ile Active veya Unverified şeklinde notlar yazar. Active yazanlara yazılarınız başarılı bir şekilde ulaşıyor. Unverified yazanlar ise e-posta adreslerine gelen onay linkine tıklamamış olanlar. Yazılarınız bu kişilere ulaşmaz.

 

Yazılarınızın gönderilmesini istemediğiniz e-posta adresleri varsa, o adresin yanındaki delete ikonuna tıklayarakk aboneliğini iptal edebilirsiniz.

 

 

2. Beslemelerinize Kişisel Mesaj Ekleyin

 

Dilerseniz beslemelerinizin başında abonelerinize kişisel mesajınızı gösterebilirsiniz. Bu mesaj bir duyuru, istek, hatırlatma veya reklam olabilir. İstediğiniz şeyi yazabilirsiniz.

 

Beslemelere kişisel mesaj ekleme

 

Bu özelliği kullanmak için Optimize > Browser Friendly > Content Options bölümündeki ayarları şu şekilde yapın:

 

- Feed Content: List feed item titles and content

- Personal message: Enabled

 

Kutuya da göstermek istediğiniz mesajı yazın. Bu özelliği kullanmak için Browser Friendly servisinin aktif olması gerektiğini unutmayın.

 

 

3. Beslemelerinizi Otomatik Olarak İmleyin

 

Günümüzdeki SEO çalışmalarında sosyal imlemenin önemli bir yeri var. Google, popüler sosyal imleme sitelerinden gelen sinyallere çok önem veriyor.

 

FeedBurner, Link Splicer servisi sayesinde beslemelerinizi sizin yerinize en popüler sosyal imleme sitelerinden istediğinize ekliyor.

 

Beslemeleri otomatik imleme

 

Bu özellikten faydalanmak için Optimize > Link Splicer  yolunu takip ettikten sonra listedeki sosyal imleme sitelerinden üyeliğiniz olan birini seçin ve alttaki kutuya o siteye girmek için kullandığınız kullanıcı adını yazın.

 

Benim tavsiyem del.icio.us veya Digg’i kullanmanız. Dünya çapında en popüler ve en itibarlı siteler bu ikisi. Seçiminizi yaptıktan sonra bu servisi aktifleştirmeyi unutmayın.

 

 

4. Beslemelerde Yazının Özetini Gösterme

 

Auto-Blogging diye bir şey duydunuz mu? İnsanlar bazı programları kullanarak diğer blogların beslemelerinden çektikleri yazıları kendi bloglarında otomatik olarak yayınlıyorlar. Ben de yazılarımın 7-8 blog tarafından bu şekilde kullanıldığını görünce beslemelerimi özet şeklinde göstermeye başladım.

 

Feedburner özet gösterme

 

Bu özelliği kullanmak için Optimize > Summary Burner yolunu takip ettikten sonra beslemelerde gösterilmsini istediğiniz maksimum karakter sayısını ve özetten sonra gözükmesini itediğiniz mesajı yazdıktan sonra servisi aktifleştirin.

 

Benim yazılarım genelde uzun olduğu için özette 1000 karakter gösteriyorum. Yazılarınızın uzunluğun göre farklı karakter sayıları belirleyebilirsiniz.

 

Teaser bölümüne yazının devamını okumak içinyazı başlığına tıklanması grektiğini yazmanızı öneririm.

 

 

5. Beslemelerinizin Gönderilme Saatini Belirleyin

 

Beslemelerinizi RSS okuyucusu ve tarayıcılar ile takip edenlere yeni yazılarınızanında gönderilir fakat e-posta aboneliğinde durum böyle değil. Günde 1 adet e-mail gönderileceği için gönderim saatini kendiniz belirlemelisiniz.

 

Gönderim saati için okuyucu kitlenizin en aktif olduğu saati veya yazılarınızı genellikle yazdığınız saati seçmeniz mantıklı olacaktır.

 

Takip edenler bilir benim yazı yayınlama saatlerim istisnalar dışında 11-13 arasıdır. Dolayısıyla e-mail gönderim saati olarak bu saat aralığını eçtim.

 

FeedBurner mail zamanı

 

Bu özellikten yaralanmak için Publicize > Email Subscriptions > Delivery Options servisini açın ve TimeZone olarak GMT+02:00 seçeneğini seçerek maillerinizin gönderilmesini stediğiniz saat aralığını belirleyin.

 

 

6. Abone Sayacı Oluşturun

 

FeedBurner hesabınıza kaç kişinin abone olduğnu göstermek için kullanabileceğiniz Chicklet adı verilen FeedBurner sayaçları var. Bir örneğini benim e-posta abonelik kutumda göreblirsiniz.

 

Feedburner chicklet

 

Üstelik sayacı blogunuzun tasarımına uygun renklerde oluşturabliyorsunuz. Publicize > FeedCount servisini açtığınızda renk ayarlarınızı yaptıktan sonra oluşturulan HTML kodlarını blogunuza HTML > JavaScript olarak veya sayfadaki butonu kullanarak ekleyebilirsiniz.

 

 

FeedBurner’ın ince ayarları hakkında anlatacaklarım bu kadar. Bu özellikler sayesinde FeedBurner’ı tam anlamıyla kullanabileceksiniz.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Türkiye’nin En Kaliteli Teknoloji Blogları

Teknolojinin hızına ayak uydurabilmek için takip ettiğiniz kaynakları da iyi seçmelisiniz. Size en güncel bilgiyi sunan kaynak hem sizin zamana ayak uydurmanızı hem de yeni bir teknoloji ürünü satın almayı planlarken daha akıllı hareket etmenizi sağlayacaktır.

 

Türkiye’nin en iyi moda, yemek ve kişisel bloglarından sonra şimdi de teknoloji bloglarının bir listesini yaptım. Gelişen teknolojinin gerisinde kalmamak ve gündemi yakalamak için bu teknoloji bloglarını takip edebilirsiniz.

 

 

Elma Dergisi

 

Elma Dergisi

 

Elma Dergisi, 6 Ocak 2010′da Mehmet Avincan tarafından kurulmuş. Apple şirketi, Macintosh, iPad, iPhone, iPod, OS X, iOS ve kısaca Apple ile ilgili her türlü haber, dedikodu ve güncellemeyi kurulduğu andan bugüne kadar Türkiye’deki Apple severlere ulaştırmayı hedefleyen Türkiye’nin en sık güncellenen Apple bloglarından biri.

 

 

Teknolog

 

teknolog

 

2007 yılından beri yayında olan Teknolog , teknolojik ürünler ve web teknolojisi üzerine haberlerin yanısıra makale ve ipuçları da yayıınlıyor. Resimli ve videolu haberler, blogun en ilgi çeken kısımları arasında yer alıyor.

 

 

Tekno Twit

 

tekno twit

 

2011 yılında Ozan Koç tararafından kurulan Tekno Twit, mobil ve internet teknlojisine dair güncel paylaşımlarıyla başarılı bir teknoloji blogu olmuş durumda. Bu başarısını çeşitli blog ödüllerinde aldığı derecelerle taçlandırmış.

 

 

Teknoblog

 

teknoblog

 

Teknoblog en yeni teknolojik gelişmeleri ve en son çıkan ürünleri, en hızlı şekilde okuyucularına ulaştırmayı amaçlayan bir blog. Günlük ortalama 10 bin tekil ziyaretçi sayısıyla oldukça önemli bir kitleye hitap ediyor.Günde ortalama 20 yazı veya haberin yayınladığı site ayrıca sık aralıklarla gerçekleştirdiği detaylı ürün incelemeleriyle de önemli bir kaynak teşkil ediyor.

 

 

AOrhan

 

aorhan

 

2009 yılında Ahmet Orhan tarafından açılan AOrhan.com teknoloji ve internet kategorisindeki güncel ve bilgileyici makaleleri tanınmış bir blog olup, günlük takipçileri ile geniş kitlelere sahip bir teknoloji blogudur.

 

 

Yeni Bu

 

Yeni Bu

 

2005 ylından beri en ilginç ve en yeni teknolojik cihazların paylaşıldığı YeniBu’nun kemikleşmiş bir takipçi kitlesi var. Yazıları, haberleri ve yorumlarııyla farklı ve ilgi çekici bir teknoloji blogu.

 

 

Türkiye’de ki teknoloji bloglarının çoğu belli kaynaklardaki haberleri kullanarak içerik oluşturmaya ve bu şekilde başarılı olmaya çalışıyorlar. Fakat insanlar haberi her zaman kaynağından ve bilir kişiden almak isterler. Eğer başarılı bir teknoloji blogu oluşturmak istiyorsanız fark yaratmalısınız. Nasıl mı? Videolu ürün incelemeleri, ürün kıyaslama, infografikler ve teknolojinin önde gelen isimleriyle yapılan röportajlar bu yöntemlerden sadece bazıları.

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Off Page SEO: Doğal Link İnşaası Yöntemleri

SEO dediğimiz arama motoru optimizasyonu işlemi OnPage SEO ve OffPage SEO olmak üzere kendi içerisinde ikiye ayrılır. On Page SEO site üzerinde yapılan çalışmaları ifade ederken, Off Page SEO site dışarısında o site için yapılan çalışmaları ifade eder.

 

Site dışı SEO çalışmalarının büyük bölümünü ise link inşaası oluşturur. Bildiğiniz gibi Google ve diğer arama motorları siteleri sıralarken o siteye verilen kaliteli linklere oldukça değer verir. Şöyle bir örnek verelim;

 

“Serdar” kelimesi arandığında üst sıralarda çıkmak sitenize “Serdar” kelimesi üzerinden link aldığınız sitelerin sayısı ve kalitesi çok önemlidir.

 

doğal

 

Link inşaasını da kendi içerisinde ikiye ayırabiliriz; 1-Link alma, 2-Link kazanma. Link alma; dizinlere kayıt,  tanıtım yazıları ve link satın alma gibi faaliyetleri kapsar. Link kazanma ise doğal ve etik yöntemlerle link elde etmeyi kapsar. Bu yazıda da doğal yoldan link inşaası yöntemlerinden bahsetmek istiyorum.

 

 

1. Misafir Blogculuk

 

Misafir blogculuk yani konuk yazarlık; isminizi, blogunuzu ve dolayısıyla linkinizi yeni bir kitleye sunmak için harika bir yoldur. Hedef kitlenizin okuduğu bloglar için yazılar yazarak, bu yazıların içerisine ve künye bölümüne linkinizi yerleştirerek ücretsiz ve kaliteli backlinkler kazanabilirsiniz. Blog Hocam’a misafir olarak kaliteli backlink ve trafik kazananları görmek için buraya bakabilirsiniz.

 

 

2. Article Marketing

 

Article marketing yani makale pazarlama dünyada çok yaygın olmasına rağmen Türkiye’de pek gelişmemiş bir yöntem. Makale dizinlerine makale göndererek link kazanabileceğiniz bu yöntemde aynı misafir blogculukta olduğu gibi makalenizin altında bir künye bölümü vardır. Buraya yerleştireceğiniz link sayesinde yüksek Page Rank değerine sahip makale dizinlerinden kaliteli backlinkler kazanabilirsiniz. Türkiye’nin en büyük makale dizini Makale Marketi’dir.

 

 

3. Videolar

 

YouTube ve Vimeo dahil çoğu video servisi videoların açıklama kısmında linklere izin veriyor. Bu demek oluyor ki Google aramalarından veya direkt YouTube, Vimeo gibi sitelerin dahili aramalarından yüklediğiniz videoya ulaşanları blogunuza yönlendirebilirsiniz. Ayrıca böyle kaliteli ve popüler sitelerden alacağınız linkler de cabası.

 

 

4. Sosyal Profiller

 

Bir blog yazarı olarak sosyal medyanın etinden, sütünden, yününden faydalanmamız gerekiyor. Pek çok konuda bloggerların işine yarayan sosyal platformlar link inşaasında da önemli bir yere sahip. Twitter, Facebook, Google+, LinkedIn, YouTube ve Pinterest  gibi sosyal ağların profil bölümüne blogınızın linkini ekleyebilirsiniz.

 

 

5. Blog Yorumları

 

Do Follow bloglara yorum yazarak link inşaa etmek en basit yöntemdir. Do Follow bloglara yapılan yorumlar genellikle denetime tabi tutulduğu için yazacağınız yorum mantıklı değerli ve faydalı olmalıdır. Aksi taktirde yorumunuz silinecektir. Kullandığım bir yöntem olmadığı için maalesef Türkçe do follow blog linkleri veremiyorum.

 

 

6. Forumlar

 

Forumlar binlerce kişinin bir araya geldi platformlar olduğu için blog tanıtımı için çok uygundur. Ayrıca bazı forumlara imza bölümüne link koymaya zin verildiği için etkili bir link inşaası yöntemidir. Forumları kullanarak link inşaası yapmanın tek yolu imzalar değildir elbette. Çoğu forumda yeni sitelerin tanıtımı için başlıklar oluşturulmuştur. Buralara blounuzu tanıtan ve link içeren konular açabilirsiniz. Benim aktif olduğum tek forum WM Aracı.

 

 

7. Soru & Cevap Siteleri

 

Soru - cevap sitelerinde aktif yer alarak bildiğiniz konularla ilgili sorulara doyurucu cevaplar vermek itibarınızı ve reputasyonunuzu arttıracağı gibi link inşaası çalışmanıza da katkı sağlayacaktır. Dünyanın en popüler soru – cevap sitesi olan Yahoo Answers’ın onlarca türkçe benzeri yapılsa da hiç birinin çok kaliteli olduğunu söyleyemem.

 

 

8. “Destek Ol” Sayfası

 

Eğer sadık bir okuyucu kitleniz varsa Destek Ol sayfası link inşaası konusunda size yaredımcı olabilir. Bu ayfaya insanların size kolayca text ve banner şeklinde link vermesini sağlayacak kodları koyarsanız okuyucularınızın sitelerinden backlink kazanabilirsiniz.

 

 

9. Blog Temaları

 

Çok etkili fakat en zor yöntemlerden biri olduğunu söyleyeblirim. Çok zor çünkü bu yöntemi kullanabilmeniz için blog teması yapma yetisine sahip olmalısınız. Bir blog tenası yaptıktan sonra onu ücretsiz kulanıma açıp mümkün olduğu kadar fazla kişinin kullanmasını sağlarsanız temanın footer bölümüne ekleyeceğiniz link sayesinde temayı kullanan kişi sayısı kadar backlink kazanmış olursunuz. Tabi linkiniz silinmezse :)

 

 

SEO çalışmalarında tanıtım yazıları ve link satın alma daha hızlı çözüm olabilir ancak bu şekilde doğal link kazanmak için çaba harcamak, karşılığında da oarama sonuçlarında yükseldiğini görmek insanı daha mutlu eder diye düşünüyorum. Üstelik etik ve daha uzun ömürlü.

 

Sizin önereceğiniz doğal link inşaası yöntemleri var mı?

17 Mayıs 2013 Cuma

Bir Blogger’ın Başarı Önerileri

Başarılı bir blog ve başarılı bir blogger olmak tüm blog severler için en üst seviyedir. Buna ulaşmak için araştırmacı, yeteneğini bilen, kendini sürekli güncel tutan birisi olmaktan geçtiğini biliyoruz.

 

Aslına bakarsanız blogger olmak için blog yazma yeteneğinin yanı sıra kendinize eklemeniz gereken veya öğretemeniz gereken bir çok şey olduğunu göreceksiniz. Şu da varki ; Her blogger kendi yolundan gider ve kendi tecrübelerini anlatır. Yani siz ne kadar iyi bir araştırmacı olursanız, gidilen yolda ki tecrübelerden ilham alıp kendinize bişey katarsanız, başarılı olmak adına önünüzden bir engel daha kalkacaktır, özgün içerik dediğimiz bu yazılar bu şekilde ortaya çıkacaktır.

 

Bende üç beş yıl önce bu yola baş koyan birisiydim, okudum, araştırdım. Şimdi bir iki nacizanevi tavsiye vermek istiyorum.

 

blogger

 

Plan, Plan, Plan. . .

 

Bir blog&site kuracaksanız acele eden, olayın heyecanına kapılıp, oldu bittiye getiren mantalitenizi değiştirin. Çünkü hızlı düşünülmüş bir fikir parlak olduğu kadar da detaylanmak ister. Yani sitenizin konsepti üzerine düşünme zamanı verin kendinize. Biraz daha yaratıcı olmak adına bu yazıma bakabilirsiniz.

 

Not Alın

 

Plan yaparken mutlaka yanınızda not defteri ve kalem olsun, gerek cebinizde gerekse evde oturduğunuz mekanlarda. Böylece fikirler uçup gitmez. Ayrıca takvim hazırlayın. Örneğin ; Bir hafta plan yapma, belirlenen tarihler arası site düzenlemeleri, belirli tarihlerde içerik girmek gibi günlere yayılmış etkinlik takvimi hazırlayın. Zaman ilerledikçe rayına oturmuş bir sisteme sahip olacaksınız.

 

Araştırma

 

Araştırmadan kastım, varsa sizinle aynı konsepteki diğer siteleri inceleyin ve bunu plan dediğim kısımda gerçekleştirin. Böylece iki iki iş yapmamış olacaksınız ve unutmayın gördüğünüz herşey size ilham verir. Bu süreçte not almayı unutmayın.

 

Herşeyi Siz Biliyor Olamazsınız

 

Sitenizle ilgili bir sorunu ve yapmak istediğiniz uygulamyı bilmiyorsanız araştırın. Eğer sizin yapamayacağınız br durum ise üstelemeyin herşeyi biliyor olamazsınız, bilen birine danışarak yardım almanız zamandan tasarruf etmenizi sağlayacak ve işiniz hızlı bir süreçte işleme girecektir.

 

Motivasyon

 

Açıkca söylemeliyim herşey her zaman iyi gitmeyecek. Yeri geldiğinde maddi zorluk, yeri geldiğinde içerik eklemek için konu bulamayabilirsiniz. Fakat şunuda unutmayın bu her bloggerın başına gelmiş bir sorun olabilir. Bu size bir işarettir o işaretin adı ; İnziva. Bu dönemde yeni bilgiler toplamaya devam edin. Bir yandan webmaster forumlarında sitenizde misafir blogcu aradığınızı veya dönemlik yazar aradığınızı söyleyin. Hem siz bilgi toplamaya devam edin hemde blogunuz yayın hayatına devam etsin. Böylece motivasyon çalışmanızı yapmış olacaksınız. Ayrıca özgüven için tavsiyelerime göz atabilirsiniz.

 

 

Yazar Hakkında: Ben Kültür Yaşa blog yazarı Mustafa Yaldız. Kişisel gelişim ve genel kültür üzerine hatırı sayılı yıldır çalışma yapmaktayım ve birikimlerimi blogumda okuyucularla paylaşmak istedim. Ayrıca Twitter’dan yazılarımı okuyup, takip edebilirsiniz.

16 Mayıs 2013 Perşembe

Göğsünüzden Süt Geliyorsa Dikkat!

Göğsünüzden süt geliyorsa, adet düzensizliğiniz varsa bunu mutlaka önemsemelisiniz!

Meme uçlarından gelen uygunsuz sıvılar; kadınlık hormonu östrojen fazlalığından, ilaçlardan, stresten, beyin lezyonlarından, tiroid hormonu azlığından, kısırlığa sebep olan hipofiz adenomu gibi patolojik sebeplerden kaynaklanabiliyor. Göğüsten gelen bu sıvı genelde beyaz ya da renksiz olabildiği gibi bazı durumlarda sarı veya yeşil renkte olabiliyor ve bu durum kısırlığa neden oluyor.

Süt Üretim Hormonunuzun Seviyesini Biliyor musunuz?

Avrupa Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi Doktorlarından Op. Dr. Serhat Partalcı, daha çok süt üretiminden sorumlu olan prolaktin hormonunun fazlalığının kadınların üçte birinde adet gecikmesine, 1/3'ünde de memelerden süt gelmesine sebep olduğunu belirtiyor.

Bu durumun yumurtlama bozuklukları yaratarak kısırlığa neden olduğunu vurgulayan Dr. Partalcı, görme problemleri ve devamlı baş ağrısının yanı sıra, kadınlarda adet düzensizliği, göğüsten süt gelmesi ve gebe kalamama, erkeklerde ise sertleşme problemi ve cinsel istekte azalma şikâyeti olduğunda, prolaktin seviyesine baktırmanın çok önemli olduğunun altını çiziyor. Op. Dr. Serhat Partalcı; prolaktin yüksek olsa bile seviyesinin önemli olduğunu, kadınların yüzde  33’ünde adet görememe problemi yarattığından ve rahim iç yapısını değiştirdiğinden kısırlık oluşturduğunu aktarıyor.

Depresyon İlaçları Süt Üretim Hormonunuzu Yükseltebilir

Gebeliğin prolaktin seviyesini doğal olarak yükselttiğini belirten Op. Dr. Serhat Partalcı; normalin dışında aşırı egzersiz, göğüs travması, stres, böbrek yetmezliği, epilepsi krizi sonrası, hipotroidi, kullanılan ilaçlar ve özellikle depresyon ve estrojen ilaçlarının prolaktin seviyesini yükselttiğini kaydediyor.

Op. Dr. Serhat Partalcı; öncelikle prolatin yüksekliğinin sebebinin bulunması gerektiğini belirtiyor. Bu sebep hipotiroididen kaynaklanıyorsa bu hastalık iyileştiğinde kendiliğinden sorunun çözüleceğini söylen Op. Dr. Serhat Partalcı; ilaç tedavisine cevap vermeyen büyük adenom (beyin sapı selim tümörü) durumlarda cerrahi müdahaleye başvurulabildiğini sözlerine ekliyor.

Kalp Krizi Riskini Öğrenmenin En Kolay Yolu...

Kalp krizi geçirmek, pekçok insanın ortak kaygısıdır. Kişinin ailesinde veya çevresinde kalp krizi geçirenler varsa bu korku daha da artar...

Modern cihazlarla, ilaçsız ve çok kısa sürede yapılabilen kalsiyum skorlaması, dört yıl içerisinde kalp krizi geçirme riskinin derecesini ortaya çıkarıyor. Kalsiyum skorlaması buzdağının görünen yüzünü değil; suyun altını da gösterdiği için uyarıcı önem taşıyor.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıklarının önceden fark edilmesini sağlayacak testler hayat kurtarıyor. Derin bir nefes alma süresinde yapılabilen kalsiyum skorlaması, kalp damarlarındaki kireçlenme miktarını ve buna bağlı olan koroner arter hastalığı riskini ortaya çıkarıyor. Kalsiyum skorlaması sonuçları, kişinin gelecek yıllarına ilişkin bilgi veriyor.

Kalp krizi riskinin önceden belirlenebilmesini sağlayan yöntemler arasında ilk akla gelenin anjiyo olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Gürsel Ateş, anjiyo ile kalsiyum skorlamasının birbirinden farklı iki yöntem olduğunu vurgulayarak şu bilgileri veriyor: “Anjiyoda kişinin varolan şartları belirlenip, tedaviye gereksinim duyup duymadığına karar veriliyor. Kalsiyum skorlamasında ise kişinin damarındaki gelişmeleri görmek amaçlanıyor. Böylece, ilerleyen yıllarda kalp krizi geçirme riskinin daha iyi belirlenmesi sağlanıyor.”

40'lı Yaşlara Dikkat!

Belirgin herhangi bir şikayet olmamasına karşın ailede kalp hastalıkları görülüyorsa kişinin kalsiyum skorlaması yaptırması öneriliyor. Dr. Gürsel Ateş, “Koroner arter hastalıkları, 40’lı yaşlardan itibaren giderek artan bir seyir izliyor. Aile öyküsü olan kişilerde, genç yaşlarda da kalp krizi riski olasılığı var. Araştırmalar, damarlarında kalsiyum birikmesine rastlanmayan kişilerin dört yıl boyunca kalp krizi geçirme riskinin çok düşük olduğunu gösteriyor” diyor.

Kalsiyum skorlamasında istenen, sonucun sıfır olması. Sonuç sıfır değilse, damardaki kalsiyum birikiminin miktarına göre kişide düşük, orta ya da yüksek derecede kalp damar hastalığı riski olduğu düşünülüyor ve çıkan sonuca göre ilaçla tedaviye başlanıyor. Ciddi bir damar tıkanıklığı saptananlara ise koroner anjiyografi uygulanıyor.

Kalsiyum Skorlaması Nasıl Yapılıyor?

Hastaya ağızdan veya damardan hiçbir ilaç verilmeden, bilgisayarlı tomografi ile sadece bir tutumluk nefes süresinde yapılan kalsiyum skorlaması, hekimlere göre en önemli tarama testlerinden biri. Modern cihazlarla yapılan ölçüm ile daha az radyasyon alınıyor.

Kalp-Damar Hastalıkları Açısından Riskli Gruplar

• Sigara kullananlar
• Trigliserid ve HDL düzeyi yüksek kişiler
• Diyabet ve hipertansiyon hastaları
• Kilo fazlası olanlar
• Metabolik hastalıkları bulunanlar
• Bel çevresi erkeklerde 102,  kadınlarda ise 96 santimetreyi geçenler

Kusursuz makyaj için uzman önerileri

Makyajın en önemli kısmı, gözü etkileyici bir şekilde öne çıkartmaktır. Makyaj artisti Eve Pearl deneyimleri sonucu elde ettiği püf noktalarını göz farı teknikleri için şöyle derliyor…

1. Göz kapağına fondöten uygulayın

Fondöten göz kapağında baz gibi duracak ve farı gün boyu tutacaktır. Farı sürdükten sonra da kalıcılığı için üzerine sabitleyici bir pudra sürmek makyajın dayanıklılığını artırır.

2. Göz kapağına eyeliner uygulayın

Likit eyelinerlar tercih sebebi. Eyelinerı uygularken kalem gibi tutmayın. Göze paralel bir şekilde tutup çizgi çizin. Göz kapağının tamamını çizmemeye özen gösterin. Aksi takdirde göz düşük görünecektir.

3. Buğulu gözler

2. aşamadaki eyeliner uygulaması sırasında oluşan hataları her zaman düzeltmek mümkün. Kahverengi ve yeşil renkteki göz farlarını karıştırıp eyelinerın üzerine sürün. Bu iki rengin karışımı her zaman harikalar yaratıyor.

4. Belirgin yapmak için

Buğulu efektinin üzerine gözleri daha belirgin hale getirmek için göz kapağının hemen yanından yan “V” harfi çizilir. V harfinin ucu dışarıya bakmak suretiyle koyu renk farlar kullanılır. Daha sonra bu V harfini içeri doğru dağıtmak lazım. Yaz ayları için V harfini şeftali ve bronz tonlarda seçebilirsiniz.

5. Temizlemek için

Açık renkleri, uyguladığınız farı düzeltmek için kullanabilirsiniz. Önerim, içinde bir sürü renk olan bir göz farı paletiyle çalışmanız. Böylece istediğiniz her rengi karıştırıp farklı tonlar elde edebilirsiniz. Göz farı uygulamasında gözün altına bulaşan farları nemlendirici kreminizi sürerek de temizleyebilirsiniz.

6. Rimel

Gözün altına kahve ya da siyah eyeliner uygulayabilirsiniz. Yine buğu efekti için pırıltılı altın sarısı ya da şeftali uygun olacaktır. Ardından göz makyajınızı rimel ile tamamlayabilirsiniz.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Bir İnternet Girişimcisinden Blog Yazarlarına Notlar

Hangü gündü, hangi saatti, hangi kanaldı hatırlamıyorum ama girişimcilikle igili bir TV programında Yemek Sepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın’ı görünce ne anlatıyor diye izlemeye başladım.

 

İsmini vermek istemediğm bir kaç internet girişimcisinin ukala konuşmaları ve tavırları beni internet girişimcilerinden ciddi anlamda soğutmuştu. İnternet girişimciliğinin yanında Nevzat Aydın’ın Enpara.com’un reklamlarında oynadığını düşünürsek onun da diğerlerinden farklı olmadığını düşünüyordum. Ancak Nevzat Aydın program boyunca yaptığı samimi konuşmaları ve alçak gönüllü tavırlarıyla kendisine, dolayısıyla internet girişimcilerine olan ön yargımı kırdı.

 

Nevzat Aydın programda sadece başarılarından bahsetmedi elbette. Yemek Sepeti’nin Rusya versiyonun ne kadar başarısız olduğunu, bu başarısızlık karşısında yaptığı hamleleri, çıkardığı dersleri de anlattı. Rusya pazarındaki başarısızlığa rağmen Birleşik Arap Emirlikleri’nde Foodonclick.com’u kurması onun girişimci kişiliğinin açık bir göstergesi sanırım.

 

Blogunuz sizin için ne ifade ediyor bilmiyorum. Belki boş zamanlrınızı değerlendirdiğiniz bir oyuncak, belki geniş kitlelere ulaşmanıza aracılıık yapacak bir platform. Kim blir belki de blogunuzu ciddi gelir getiren bir girişime dönüştürme gibi bir hayyaliniz var. Unutmayın Webrazzi Arda Kutsal tarafından yazılan bir blog iken şuanda ciddi bir girişime dönüştü.

 

Girişimciler

 

Aşağıda Yemek Sepeti’nin başarı hikayesinden çıkardığım bazı önemli dersleri yazdım. Eğer blogunuzu ciddiye alıyor ve ileride bir girişime dönüşmesini hayal ediyorsanız bu tavsiyeler altın değerinde.

 

 

Herşey Hayal Etmekle Başlar Ama Yetmez

 

Her büyük girşimin hayal ederek başladığı doğrudur fakat projelendirilmeyen bir girişim hayali hiç bir şey ifade etmez. İlk adım blogunuzun varmasını istediğiniz yeri ve şekli hayal etmektir. Ardından bu hayal fikre dönüştürülür. Hayalinizdeki blog projesinin fizibilitesini yaptıp, artılarını/eksilerini karşılaştırdıktan sonra hala bu hayali gerçekleştirmek istiyorsanız gzünüzü karartmalı ve fikrinizi eyleme geçirmelisiniz.

 

 

En Büyük Risk, Hiç Risk Almamaktır

 

Blog projenizi gerçekleştirmek için hayattı bazı riskler almanız gerekecektir. Bunların başında maddi riskler gelir. Risk almadan başarıya uaşmanız imkansızdır. Ancak risk alırken akıllıca düşünmelisiniz. Olumsuz bir durumda uğrayacağınız zararın altından kalkamayacaksınız, o riski almak pek mantıklı değil.

 

 

İlk Siz Yapın

 

Projenizin daha önce yapılmamış olması veya çok az kişi tarafından yapılmış olması önemlidir. İnternet girişimlerini incelediğinizde türünün ilk örneklerinin taklitlerinden çok ilerde olduğunu göreceksiniz. Yine Yemek Sepeti’nden örnek vereyim. 2000 yılında ilk kurulan yemek siparişi sitesiydi. Yemek Sepeti’nden sonra 30 civarında benzer site kurulmasına rağmen Yemek Sepeti’nin pazar payı %99.

 

 

Ekibinizi İyi Kurun

 

Her gün güncellenen bir blogu bile tek kişi idare edemezken blogunuzu bir girişime dönüştürmek istiyorsanız sağlam ve güvenilir bir ekibe ihtiyacınız var. Ekip arkadaşlrınızı seçerken dkkatli davranın, onların projeyi sahiplenmesi için gerekli hissiyatı yaratın.

 

 

Yetinmeyin, Büyük Düşünün

 

Denklem çok basit; büyük başarılar elde etmek istiyorsanız büyük hedefler koymalısınız. Heefleriniz büyük olmakla beraber gerçekçi olsun. Amacınız vardığınız noktayı korumak olmasın. Her zaman çıtayı aşmaya çalışın.

 

 

Bildiğiniz İşi Yapın

 

Nevzat Aydın üzerinde çalıştığı diğer projeleri anlatırken dikkatimi çeken bir şey oldu. Bahsettiği projelerin hepsi yemek ve internet üzerinediydi. Yani bildiği, denediği, öğrendiği sektörden çok uzaklaşmıyor. Siz de yıllardır moda blogu yazdıktan sonra gezi bloguyla ilgili bir projeye girişmek istiyorsanız aman dikkat!

 

 

Blogunu bir adım öteye taşıyarak girişime dönüştürmek isteyen arkadaşların yapmaları gereken  ilk şey kendilerine güvenmeleri. Çevrenizde olumsuz tepki gösteren veya olumsuz yorum yapan çok kişi olabilir. Bu çok normal. Eğer projenize inaıyorsanız tereddüt etmeyin ve harekete geçin. Başarmak için gerekli olan güç içinizde. Sadece kendine güvenmek ve çok çalışmak!

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Blogger İçin YouTube Eklentisi

YouTube ile ilgili gelişmiş bir Blogger eklentisi bulmak pek mümkün olmuyor. Halbuki YouTube kanalına özen gösteren ve yüzlerce video yükleyen blogger olduğunu biliyorum. Paylaşacağım bu YouTube eklentisi seyesinde YouTube kanalanızı blogunuzun kenar çubuğunda gösterebileceksiniz. Bu eklentide kanalınıza ait bir YouTube abonelik kutusunun altında kanalınızdaki videolar listelenir. Videolardan birine tıkladığınızda ise eklentinin üst kısmında küçük bir video oynatıcı açılır ve tıkladığınız video oynamaya başlar.

 

YouTube Kanalı İçin Blogger Eklentisi

 

Bu harika eklentinin nasıl çalıştığını görmek için test blogumdan kaydettiğim aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

 

 

Eklentiyi blogunuzda kullanmak için YouTube’da videolarınız olmasına gerek yok. Mevcut bir YouTube kullanıcısının videolarını da bu eklentide gösterebilirsiniz.Öncelikle Blogger kumanda panelinde Şablon > HTML’yi Düzenle  yolunu izleyerek Ctrl + F tuş kombinasyonunun yardımıyla </head> kodunu bulun. Bu kodun üzerine aşağıdaki kodları ekleyerek şablonu kaydedin.

 

<script src='http://code.jquery.com/jquery-latest.js'/>
<script type='text/javascript'>
    var youTubeURL = &quot;http://www.youtube.com/user/kullanıcıadı&quot;;
    //optional---------------------------------------
    var yuneroWidgetHeight = 400;
    var yuneroWidgetWidth = 270;
   
    function goClicked() {
        $(&#39;#yunero&#39;).empty().append(&#39; loading ...&#39;);
        youTubeURL=$(&#39;#youTubeUrl&#39;).val();
       
        loadYunero();
    }

    </script>

 

Burada kullanıcıadı yazan yere YouTube kullanıcı adını yazın. 400 yazan yer eklentinin yüksekliğini, 270 yazan yer eklentinin genişliğini belirler. Bu değerleri blogunuza uygun şekilde değiştirebilirsiniz.

 

Ardından Yerleşim > Gadget Ekle > HTML/JavaScript Gadget yolunu takip ederek şu kodları ekleyin.

 

<div id="yunero"></div>   
<script src="https://dl.dropbox.com/u/60346665/BH-Youtube/yunero.min.js"></script>

 

Bu eklenti hem YouTube kanalınızın abone sayısını arttırmanıza, hem de ziyaretçileri blogunuzda daha uzun süre tutmaya yarayacaktır. Eğer eklentiyi faydalı bulduysanız aşağıdaki paylaşım butonlarını kullanarak arkadaşlarınıza önerirseniz sevinirim.

 

Teşekkürler!